Köşe Yazıları

Mesele Sevindirmek – Afrika’da Çocuk Olmak

Afrika’da Çocuk Olmak konulu kompozisyon yarışmamızın üçüncüsü :

MESELE SEVİNDİRMEK

 Afrika’da Çocuk Olmak … Üç kelimeden oluşan basit bir ifade gibi geliyor kulağa. Ama değil. Üç kelimenin anlatamadığı daha nicelerinden bahsediyor bu ifade. Her ne kadar empati kurmaya çalışsak da her ne kadar imkansızlıklardan bahsetsek de bir türlü anlayamıyoruz onları. Yan yana gelen üç kelime anlatamıyor o duyguyu bize. Hissettiremiyor… Belki de kelimeler bu durumu anlatmak için fazla acizler. Fazla basitler mesela. Fazla güçsüzler.

 Nasıl anlayacağız peki onları? Empati kurarak mı? Sınırlı hayal gücümüzde kurduğumuz bir iki hüzünlü senaryo ile mi? Hayır… Bana pek cazip gelmedi bunlar. Çünkü 10 dakikadan uzun sürmeyecek etkisi biliyorum. Konu değiştiği zaman aynı neşemle muhabbetime devam edeceğim. Yalan yok. Daimî bir etkisi olmayacak bunların benim üzerimde. Soyut kavramlarla ulaşamayacağım bahsettiğim farkındalığa. Somut bir şeyler koymalıyım ortaya. Beni heyecanlandırırken onları sevindirecek gerçek bir şeyler. Elle tutulur gözle görülür bir şeyler. Su kuyusu açtırma projeleri varmış mesela. Destek olacağım onlara. Düşünsenize; sizin katkılarınız sayesinde bir su kuyusu açılmış. Oradaki yerli halkın mutluluğunu düşünün mesela. Yüzlerindeki gülümsemeyi düşünün. Suya hasret kalmış bir halkın suya kavuşmasını düşünün. Günlerce gülmemiş yüzlerindeki tebessümü düşünün. Bir annenin mutluluğunu düşünün mesela. Yavrusuna kucağında kana kana su içirirken düşünün. Sıskalaşmış bedenlerine tekrardan can geldiğini düşünün.

Erzak yardımları da toplanıyor. Onlar da önemli tabi. Bir lokma yemeği yavrusuna verebilmek için canını verecek anneler düşünün. Sizin yardımlarınızla toplanan o erzakların köylere ulaştığı o anı düşünün. Tırların köyün tepesinden göründüğü o anı, usulca köy meydanına yaklaştığı anı düşünün. Günlerce sıcak çorba içememiş o çocukların çorbaya kavuştuğu an mesela. O kadar acıkmış ki içerken ağzının kenarından süzülen çorba damlalarını eliyle tekrardan ağzına gönderişini düşünün. Bitirdikten sonraki annesine bakıp gülümsediği o an mesela. Annesiyle göz göze gelişindeki o an… Günlerce doymamış karınların gurultusunun kesildiği o an… Düşünün işte. Çocuklar için oyuncakta toplanıyor haberiniz olsun. Gönderdiğiniz oyuncak kamyonetin küçük kasasına doldurduğu kum taneleri gelsin aklınıza. Hayatında hiç görmediği oyuncaklara o küçük bedenlerinin koşuşunu düşünün mesela. Birbirleri ile oyun oynadıkları anı, oyuncaklarını değiştirdikleri o anı, oyuncakları gönderen ve getirenlere duydukları minneti düşünün mesela.

 Değmez mi? Buradan sizi çok da yıpratmayacak şu küçük yardımlar o yüzlerdeki mutluluğa vesile olmaya değmez mi? En azından yukarıda bahsettiğim diğer soyut empati tarzına göre daha elle tutulur bir farkındalık oluşturmuş oluruz.

 Herkes üzülür. O imkansızlıkların anlatıldığı yerde insani duygusu olan herkes üzülür zaten. Mesele üzülmek değil ama. Mesele sevindirmek. Mesele sizin yardımlarınızın başka hayatlara dokunması. Başka hayatları güzelleştirmesi. İşte bunu anlayıp idrak edebildiğimiz zaman daha güzel bir dünya bizi bekliyor olacak. Bencil yaşam kültürü kabuklarımızı yıkıp başkalarını da düşünmeye başladığımızda daha huzurlu bir dünya karşılayacak bizi. Gülücüklerinin sebebi olabilmeli insan bir çocuğun. Bir yetimin… Bir öksüzün…

 Ve her daim o gülücüklerin sebebi olabilmek umuduyla…

MUSTAFA TUTAL

Telif hakkı Diversity Farklılık Derneği’ne aittir.

Kara Kıta’da Bir Derinlik – Afrika’da Çocuk Olmak

Afrika’da Çocuk Olmak konulu kompozisyon yarışmamızın ikincisi :

Kara Kıta’da Bir Derinlik

Hayallerin beyaz kaldığı kara kıtada hayatta kalma mücadelesi vermenin adıdır, Afrika’da Çocuk Olmak …

Kimi zaman sevgi dolu bir tebessüm, kimi zaman acıların gizlendiği bir gözyaşı… Anlayabilmek lazım Afrikalı çocuğun bakışındaki derin manayı ya da onun gözünden korkularına, hayallerine, umutlarına bakabilmeyi…

Afrikalı çocuğun bakışındaki derinliğim ben. Kara çocuğun kara gözlerindeki derinlik… Dünyaya gözlerimi açtığımda daha annemin sütünün tadına varamadan, kucağının şefkatli sıcaklığını alamadan çoktan büyümüştüm zaten. Sırtımda taşıdığım kardeşim, yüzümdeki tebessüm sebebim iken sorumluluklarım başlamıştı erkenden…

Temiz olmadığı için hastalıklar eksik olmasa da suya hasret yürüyorum yollarda. Minik bedenimden daha ağır belki ama onun bir damlası için bekliyorum sırada. Çünkü su gerçekten âb-ı hayattır Afrika’da…

Elimde bir tabak mesafeleri kat ediyorum rızkımı bulma umuduyla. Bazen açlığımı unutmak için eğleniyorum boş şişe ve birkaç tahta parçasından oluşan oyuncaklarımla. Soğuk gecelerde yıldızlara bakarak uykuya dalıyorum; bir bardak su, bir kuru ekmek ile rüyalarımı süslüyorum. “Hüdâ rezzâk-ı âlemdir, rızıksız kul bırakmaz elbet” diyerek sabretmeyi öğreniyorum bu diyarda…

Belki rengârenk kıyafetlerim yok burada, zaten bildiğim tek renk beyaz ve kara. Afrika’nın sıcağı tenimi yaksa da isyan etmek olmaz Yaradana, “Elhamdülillah” demek yeter bana…

Kuru bir dal gibi kollarım ve bacaklarım; sayılabilen kaburgalarım; içi sıvı dolu şiş bir karnım, işte benim uzuvlarım. Gözlerime yansısa da acılarım, hayatta olduğum için Hazreti Allah’a şükretmem lazım.

Çubuktan kalemim, kömür suyundan mürekkebim, tahta levha üzerine yazdığım Arapça harflerim ve kalbime nakşettiğim bilgilerim… Bunlar benim hayata tutunma nedenim. Kızgın kumlar da olsa, ilim öğrendiğim mekâna hürmet ederim.

Gördüğüm zaman köşe bucak kaçtığım beyaz adam en büyük korkum. Beyaz çocuğun yerinde olmak, başımın okşanması, elimin tutulması tek umudum. Her şeye sahip olup mutsuz olmaktansa küçük bir şeker ve balon mutlu olmama yeter de artar bana.

Hayatın tüm zorluklarını küçük yaşta görmeme rağmen Rabbime kanaat ederim. Eksik olmaz yüzümdeki tebessüm, kalbimdeki umut ve bitmeyen hayallerim… Belki de bir gün açlıktan ve susuzluktan gözlerimi kapatıp kara kıtaya “elveda” derim…

MUAZZEZ ARSLAN

Telif hakkı Diversity Farklılık Derneği’ne aittir.

Yıldız – Afrika’da Çocuk Olmak

Afrika’da Çocuk Olmak konulu kompozisyon yarışmamızın birincisi :

YILDIZ

Şu dünyada bir garip kıtasın. Yağmıyor ki yağmur toprağın ıslansın. Kurumuş toprağın kurumuş gökyüzün. Hüznü çağrıştırıyor insanlarda adın. Sabahları heybeti ile doğarken güneşin, süsleniyor mu yıldızlarla gecelerin? Renkli sofralar kuruluyor mu ya da çamurlu suyundan başka içeceklerin oluyor mu? Çatlamış toprağına inat, insanların yüzünde çiçeklerin açıyor mu? Çocukların… En çok da çocukların gülüyor mu?

 ‘Gül’sün çocukların! Onlar gülümseyince; gözlerinin dibinden, kirpiklerinin ucundan gülüyorlar. Sanki topluyorlar bütün yıldızları gözlerine, kirpiklerinden kayıyor yıldızlar bakanın gözlerine. Dikkat edin; resimlerine bile bakarken ‘siyah inciler’ in her ne kadar dolsa da gözleriniz, dudaklarınız ve kulaklarınızın arasındaki mesafe kısalıyor. Çünkü yıldızlar kayıyor… Yoklukları yıldızlarından fazla ama! Değil üç öğün belki de kaynamıyor tencere üç gün. Bizler Ramazan-ı Şerif’te öğlene kadar oruç tuttururken evlatlarımıza, onlar her gün açlığın orucunu tutuyor ve oruçla dalıyor rüyalarına. En çok da yetimliğin, öksüzlüğün tadını biliyor. Hastalık kol geziyor etrafında, “Bana sıra ne zaman gelecek?” sorusu aklında. Bizler her sofrada kokusuyla doyuyoruz yemeklerimizin. Bazen yavrumuz seçiyor yemekleri de yüz çeviriyor tabaktan ya da istedikleri pişiyor özel olaraktan. Akşam… ’Kara zeytin’ im alışkın ya yokluğa, kıvrılıyor kenarda. Koku yok, seçmek yok, yüz çevirmek yok… Çeviriyorsa yüzünü duvara doğru, görülmesin diyedir gözünün yaşı. Eğer seçme şansı varsa; “Acaba bugün ne görsem rüyamda?” Minik ayağını kesiyorsa çatlağı toprağının, o mutluluğunu yaşıyor çamurlu suyuna vuslatının. Ot bitmiyor toprağında, aş pişmiyor tencerende. Görmedi papatyayı, koklamadı gülü. Bilmiyor ki etin tadını, içmiyor sütünü her gece. Sayılır minik gövdesinde kemikleri ince ince…

 Evim dediği karılmış çamurdan bir oda. Bastığı halısı toprak, yattığı yatağı toprak. Oynadığı oyuncak; bir kuru dal, bir parça taşlaşmış toprak. Afrika’da her şey kuru, Afrika’da her şey toprağın renginde. İnsanın teni, suyun tonu… Toza bulanmış ‘her gün giydiği’ kıyafeti. Ne biliyor parkı ne de gidiyor okula, boyamıyor gökkuşağını sayfalarına. Olmuyor süslü elbiseleri ya da renkli pabuçları. Yazıyor her gün yokluk kalemi ile hayat sınavını… Bayram da yok bayramlık da. Bilmiyor ki çikolatayı şekeri, bizim gibi çok yemekten bozulsun cildi. Hayatında gördüğü tek çikolata kendisi ve tüm şekerlerin en tatlısı… Hayallerimiz keyiflerimiz, hayalleri ihtiyaçları… Koyuyorum önüme dertlerimi, mızmızlandıklarımı; hiçbiri Afrika’da yok. Sahip oldukları ile yetinmesini, kum tanesi kadar şeylere mutlu olmasını, kırk yılda bir olana da şükretmesini biliyorlar. Bizler artık kaybederken umudumuzu kolayca, onlarda umut; hiç gelmeyene bile sahra çölü kadarca. Yetmiyor kelimeler anlatmaya yokluğunu da çocukluğunu da. Biliyorum ki biz daha yoksuluz. Umut yoksulu, yardımlaşma yoksulu… Sanki biz daha çocuğuz, avunmuyoruz sahip olduğumuz koca dünyamız ile. Nefis muhasebesinde en zararlı biz çıkıyoruz. Hep bir açık var şükürde, yetinmede… Kapatsak ya zararı yıldızlarla! O miniklerin koca gözlerine bir yıldız da biz koysak. Aslında bütün galaksiyi toplama gücü var da bizde, ah bir anlasak; nasıldır Afrika’da çocuk olmak?..

 Kara kıta diye anıyorlar seni. Yağmuru yağmayan, toprağı çatlayan, otu bitmeyen, aşı pişmeyen… Bunları seni hakir görmek için söylemiyorlar sakın alınma! Aksine; yetinebilmeyi,  şükretmeyi, ufacık şeyler ile mutlu olmayı hatırlattığın için teşekkür ediyorlar sana ve Bilal-i Habeşi (hz) rengindeki insanlarına. En çokta çocuklarına… Yıldızları olan ve kirpiklerinden insanlığa ulaştıran..

MAKBULE KANICI

Telif hakkı Diversity Farklılık Derneği’ne aittir.

“Afrika’da Çocuk Olmak” Temalı Kompozisyon Yarışmamıza Katılmak İster Misiniz ?

Son Katılım Tarihi : 6 Ekim 2018 23:59

Bir çocuk düşünün

Ayağında ayakkabısı

Üzerinde elbisesi olmayan..

 

Bir çocuk düşünün

Temiz suyun rengini

Pişmiş etin tadını bilmeyen…

 

Bir çocuk düşünün

Yüzünden tebessüm

Gözlerinden mutluluk eksik olmayan …

 

Gözlerinizi kapatıp,  bir an için Afrika’da doğmuş bir çocuk olduğunuzu hayal edin ;

Babanızın bayramda aldığı, üzerine bastığınızda arkasından ışık saçan ayakkabılarınız,

Türlü türlü oyuncaklarınız, renk renk elbiseleriniz,

Her sabah heyecanla kalkıp gidebileceğiniz bir okulunuz, 

boyama kitaplarınız, kalemleriniz, defterleriniz malesef yok..

Sadece yüzünüzde tebessüm, gözlerinizde mutluluk var umut var..

 

Babanız, her gün su getirmek için kilometrelerce yol yürüyor. 

Anneniz, size bir lokma yemek yedirmek için canını ortaya koyuyor.

Afrika’da Çocuk Olmak böyle birşey..

 

Afrika’da Çocuk Olmak temalı kompozisyon yarışmamız başlamıştır. Bu etkinliği yapmamızdaki asıl amaç, orada yaşayan çocukların durumları hakkında farkındalık oluşturmaktır. Kendimizi bir an bile olsa onların yerine koyup, ne hissetttiklerini anlayama çalışmamızdır.

Katılım Koşulları :

  • Son katılım tarihine kadar (6 Ekim 2018 23:59) yazmış olduğunuz yazınızı word belgesi olarak, yardim@diversitydernegi.org mail adresine göndermeniz gerekmektedir. (Whatsapp hattımız üzerinden de gönderebilirsiniz : +90 535 9230909)
  • Kompozisyonun uzunluğu yaklaşık 1 sayfa olmalıdır. (12 punto, Calibri)
  • Kompozisyonun en altına ad, soyad ve telefon numarası yazılmalıdır. (Yazmış olduğunuz bilgiler yarışma sonrasında sizinle iletişime geçmek için kullanılacak olup, hiçbir şekilde 3. şahıslarla ve kurumlarla paylaşılmayacaktır. )
  • Bir kişi sadece bir tane makale yazıp gönderebilir.
  • Bu yarışma kapsamında tarafımıza gönderilen bütün yazıların telif hakkı derneğimize ait olur.

Kazanana Afrika’dan Bir Hediyemiz Var!

  • Yazılan kompozisyonlar, son katılım tarihinden itibaren 3 gün içinde bir heyet tarafından tek tek okunup değerlendirilecektir.
  • Heyet tarafından belirlenen makale web sayfamızda yayınlanacak, birinci olan kişiye de Afrika kıtasına özgü hediyeler verilecektir. (Madagaskar’a özgü 6’lı özel kelebek koleksiyonu, sadece Güney Afrika Cape Town’da yetişen rooibos çayı … )

Genel olarak özetlemek gerekirse;

Afrika’da Çocuk Olmak temalı bir kompozisyon yazıp, en geç 6 Ekim 2018 23:59 tarihine kadar yardim@diversitydernegi.org mail adresimize gönderiyorsunuz. Son katılım tarihinden itibaren 3 gün içinde, gönderilen kompozisyon arasından en iyi olanı seçip web sayfamızda yayınlıyoruz. Seçilen kompozisyon yazarına da hediyelerini gönderiyoruz.

Ayrıntılı bilgi için whatsapp hattımızla iletişime geçebilirsiniz : +90 535 923 0909

Afrika’nın Keşfedilmeyi Bekleyen, Adil Paylaşım Kültürü

Küreselleşen ve çıkarların her geçen gün hâkim olduğu yeni Dünya koşullarında adil bir refah seviyesinin artışı nasıl mümkün olabilir. Hali hazırda öngörülen iktisat teorilerine göre bireylerin, kendi çıkarlarının peşinden gitmeleri ile refahın artacağıdır. Dolayısıyla Dünya’nın refahı için gerekli mekanizma bireysel çıkardır.

Tarihin önemli hukukçu ve tarihçisi İbn Battuta Afrika’nın doğu sahilini 14. Yüzyılda Bugün Dünya’nın en sorunlu bölgelerinden sayılan Mogadişu’yu ziyaret eder.  Pazar yerinde tüccarların gemileri limana geldiğinde demir atıyorlar ve botlarla karaya yanaşabiliyorlar. Yerli halk, onları karşılıyor ve “Siz benim misafirimsiniz, ben de sizin aracınızım”. Tüccarlar, ancak yerli aracılar sayesinde ticaret yapabiliyor, bu yol dışında direkt aracısız ticaret yapmaya kalkışırlarsa mahkemeye çıkmak zorunda kalıp ticaretleri engelleniyor. Bu sistem sayesinde herkesin gelirinin arttığını keşfetti.

Airbnb ve Uber gibi paylaşım ekonomilerinin yeni arayışlarla büyümekte olduğu dikkate alınırsa bundan 800 yüzyıl önce Afrika’da farklı ve paylaşımcı bir sistemin var olduğu görülür. Bu demek oluyor ki çok da hayal olmayan bir gerçeklik ile büyük bölümü madunlardan oluşan Afrika’nın geleneksel paylaşım kültürü günümüz dünyası için yeni bir çözüm dinamiği getirebilir.

Karşılıklı faydaya dayalı ekonomi hâlen var ve bunun örneklerine tahmin etmediğiniz yerlerde rastlayabilirsiniz. Mesela Lagos, Alaba Uluslararası Pazarı. Burası Orta Afrika’daki en büyük elektronik pazar. 10.000 civarında tüccar her yıl 5 milyar dolarlık ticaret  gerçekleştiriyorlar.  Esnaflar, herkesin bireysel olarak büyük bir rekabetin içinde olduklarını söylüyor. İlginç olan gerçek, pazarın büyümesini sağlayan önemli bir paylaşım kültürü var.

Geleneksel yöntemde patronlar çırakları yetiştirdikten sonra onlara 2-3 yıllık kira yardımı ve ticarete başlayabilecekleri kadar sermaye sunuyorlar.  Bu yerel bir şekilde oluşturulan bir girişim sermayesi ya da melek yatırımcı sistemi örneği. Alaba Uluslararası Pazarı’ndaki bu Igbo çıraklık sistemi dünyada adı konulmamış en gelişmiş ve büyük kuluçka platformu.

Sahra Altı Afrika’nın Her gecekondu bölgesinde atlıkarınca misali dönen böyle pek çok paylaşım ekonomisi var. Farklı kültürlerde başka isimlerle anılıyorlar. Senegal, Mali veya Kenya’da örnekleri görülebilir. Bu bir çeşit nakit oluşturma yöntemi. Bir kaba haftada bir insanlar para bırakıyor. En sonunda grubun bir üyesi parayı alıp işini kurabiliyor.

Afrika’nın geleneksel paylaşım kültüründe “acequias” diye bir sözcük var. Bu İspanyolca bir sözcük aslında Kuzey Afrika Arapçası’ndan geliyor; “saqiya” su değirmeni demek. Su kıtlığının normal yaşamın parçası olduğu Sahra Altı Afrika’da suyun ortaklaşa köye taşındığı, ilk gelen veya güçlüye değil en çok ihtiyacı olan tarafından kullanıldığı eşsiz bir paylaşım modeli. Afrika’dan İspanya’ya ulaşan sistemin örneklerini Birleşik Devletler’de de görmek mümkün. “Acequias” yöntemi ile insanlar, nadir su kaynaklarını yüzyıllar boyunca yönetebiliyorlar.

Dolayısıyla bu fikir biraz daha ileri götürülürse, Toplumsal ortaklıkla yönetilebilecek şeyler mümkün; kısıtlı maddi kaynaklar, nakit para ve kıt kaynaklar. Bana öyle geliyor ki aslında iki tür kapitalizm var. “Tepenin en üstü” dediğim kapitalizme sahibiz. Bu konuda gerçekten çok ilginç istatistikler var. Nijerya nüfusunun binde üçü; ülkenin gayri safi yurt içi hasılasının dörtte birine denk gelecek refahı kontrol ediyor. Ülke nüfusunun on binde biri; ülkenin gayri safi yurt içi hasılasının yüzde 75’ine denk gelecek refahı kontrol ediyor. Bu; “tepenin en üstü” denilen kapitalizm. Geriye kalan herkes ise bu adamla beraber, aile oyunları ve vücut geliştirme cihazlarını Lagos’ta bir otobanda yavaş trafikte satmaya çalışır

Afrika’nın geleneksel paylaşım modelleri oracıkta durmaktadır. Bu modeller duyurulmalı, kullanılmalı ve yaygınlaştırılmalıdır. Eğer bunlar duyurulup yayılabilirse, herkese altyapı ulaştırılabilir ve toplulukların kendi gelişimlerini garanti altına almalarını sağlanabilir.

Dünyanın büyük bölümü sosyoekonomik sorunlar ile uğraşırken Afrika her şeyi daha farklı yapabilir ve dünyaya insanlığı yeniden getirebilir. Afrika insanının kültürel zenginlikleri önemsenmeli ve tarihsel yönetim biçimleri incelenmelidir. Belki de gelecek yüzyıl Afrika yüzyılı olurken kültürel birikimlerini Dünya’nın geri kalanıyla paylaşacak bir Afrika, liderlik rolünü üstlenebilir.

Robert Neuwirth

Kurban Öyle Bir Rahmet Olur ki

Sahra altı Afrika‘nın bir çok ülkesinde olduğu gibi Çad‘ın başkenti N’djamena merkezinden 2 km çıkılınca yolu olmayan, suyu olmayan ve elektriği olmayan mahalleler karşılar sizi. Afrika gerçeği, başkentlerin başkanlık saraylarından birkaç sokak ileride başlar.

Kurban Bağışı Yapmak İçin Tıklayınız

Türkiye’den hayırseverlerin gönderdiği kurbanları ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için 2017’de Çad’ın güney doğusuna doğru yola koyulduk. Bölgenin en kurak ve en sıcak dönemlerinden biri yaşanıyordu. Yolda ilerlerken termometremiz, sıcaklığın 48 derece olduğunu gösteriyordu. Tozlu yollar da giderken tek tük ağaçlara ve at arabalarının izlerine bakarak ilerledik. Sıcak o kadar etkiliydi ki ufuk dahi bulanık gözüküyordu.

Bayram namazının ardından çıkılan 4,5 saatlik zorlu yolculuğun ardından Linia Eyaleti’nin Baride Köyü‘ne vardık. Köylü çocuklar kamıştan evlerin arasından koşarak gelip etrafımızı sardılar, Merhaban Ehlen ve Sehlen sesleri arasında karşılandık.

 

Köyde bulunan tek gölgeliğe toplanan köylülere Türkiye’den kardeşlerinin selamını getirdiğimizi bu kurbanlıkları da hediye gönderdiklerini, dua ettiklerini ve dua beklediklerini anlattık. Anlatırken hem biz hem de onlar göz yaşlarımıza hakim olmamız mümkün olmadı. Hiç görmedikleri hayal bile edemeyecekleri uzaklıktan kardeşlerinden kurban hediyeleri gelmişti.

Kurbanları köylülerin yardımıyla kesip ailelere teslim ettik. Bu sırada gök gürültüsüne benzer sesler duyuluyordu

Dönüş saati geldiğinde köylülerden müsaade isteyerek yola koyulacaktık fakat öyle bir yağmur başladı ki  adeta her taraf göl oldu. Tam 4 aydır kurumuş olan su kuyuları dahi doldu taştı.  

Şaşkınlığını ve memnuniyetini gizleyemeyen Köy muhtarı İbrahim, 65 Yaşında olduğunu bu mevsimde yağmur yağdığını ilk defa gördüğünü anlatıyordu.  Köylülerin kurban sevincine bir de rahmet olup yağan yağmur sevinci eklendi ve geriye tarifi mümkün olmayan duygular kaldı. 

 

 Giderken sıcaktan adeta yanmış kurak topraklar, yerini aylardır yağmayan rahmet yağmuruyla; çamurlu yollara bırakmıştı.

Kurban Bağışı Yapmak İçin Tıklayınız

Kurban, öyle bir Rahmet ve bereket olur ki mevsimler değişir, umutlar yeşerir Afrika’da…

 

Liberya’da Güzel Bir Gelecek

Batı Afrika ülkesi olan Liberya, 4.5 milyona yakın nüfusa, 111.369 km2’lik bir yüz ölçümüne sahiptir. Kuzeyinde Sierra Leone ve Gine, doğusuna Fildişi Sahilleri, güney ve batısında ise Atlas Okyanusu ile çevrilidir.

Liberya 16. yüzyılda ilk Portekizliler tarafından keşfedilmiştir. Modern tarihi ise 1821 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nden azad edilen köle yüklü bir geminin, Monrovia’ya gelmesiyle başladı.

Ülke nüfusunun %95’ini yerel kabile halkı, %5’ini ise Amerika’dan gelen bu kölelerin torunları oluşturmaktadır. Ülkedeki çoğu siyasi ve sosyal başkanlıklar, bu Amerikan-Liberyalıların elinde bulunmaktadır.

%20’si müslüman olan bu ülkedeki faaliyetlerimiz 2012 yılında başladı. Şu an bir yetimhanede 32 çocuğa eğitim ve sosyal destek veriliyor. Başkent Monrovia‘da bulunan bu yetimhanemiz, temizlik ve eğitim sistemi olarak Liberya’nın örnek yetimhanesi olarak gösterildi.

Diversity Farklılık Derneği olarak, tüm Afrika kıtasında hızla artan faaliyetlerimizin yanında, Liberya ülkesindeki projelerimizin sayısını da arttırmaktayız. Sosyal ve sürdürülebilir projelerimiz ile her geçen gün daha fazla ihtiyaç sahibi insana ulaşmayı hedeflemekteyiz.

Bir Başkadır Afrika’da Ramazan

Bir sofra düşünün tek bir tabak, tek çeşit, yağsız, tuzsuz, belki aylardır aynı yemek ve bu yemeği kardeşçe paylaşan Afrika insanı.

Bir Anne düşünün odun ateşinde pişirdiği tek çeşit yemekle tüm Ramazan-ı Şerifi geçiriyor. Bir çocuk düşünün sadece su içerek sahur yapıyor ve 45 dereceyi bulan sıcakta bile orucunu tutmaya gayret ediyor. Ve bir baba düşünün ekmek parası için oruçlu bir şekilde 20 km günlük yürümek zorunda.

Bu şartlarda insanların gönlünde bir başkalık vardır. Ramazan-ı Şerifler, Afrika’da çok başka yaşanır. Recep Ayı’ndan itibaren Ramazan-ı Şerif hazırlıkları başlar. Kandil geceleri ise apayrı yaşanır, 7’den 70’e sabahlara kadar ibadetle geçiren Afrikalı müslümanlar, Hz Allah’a hamd ve tövbe ederek sabahlarlar.

Afrika’da insanların yapabildiği en kolay şey hallerine şükretmektir. Ramazan-ı Şerif ayında iftar yapacak bir tencere kaynıyorsa o evde huzur vardır. Yemeklerinde et yoktur, salça yoktur, salataları ve çeşit çeşit tatlı ve içecekleri yoktur ama muhabbetleri ve şükürleri vardır.

Ramazan-ı Şerif’te Afrika’da muhabbet vardır. Afrika’da Ramazan-ı Şerif başkadır.

Bir de kardeş selamı vardır Afrika’da. Ramazan-ı Şerif Ayı başlarken her gün at arabasından başka araç geçmeyen toprak yoldan bir araba gelir içinden tebessüm eden kardeşleri inerler. Selam verirler elleri dolu dolu gelirler. Köyün bayramı Ramazan-ı Şerif gelmiştir. Türkiye’den Müslüman kardeşlerinizin selamını getirdik. Sizlere hediyeler gönderdiler deyip kumanyaları hediye ederler büyük bir tevazu ile.

Bu gün islam kardeşliğinin yaşandığı gündür Afrikalı için. Köyün ihtiyarları bugünleri gördükleri için Rablerine şükrederler. Artık belki de Ramazan-ı Şerif boyu iftarlarını biraz daha rahat yapacaklardır. Zira bir sonraki gün için erzakları vardır.

Her Ramazan-ı Şerif bir başkadır Afrika’da ama yolu dahi olmayan uzak köylerdeki müslümanları unutmayan samimi kardeşleri de vardır. Her Ramazan-ı Şerif dualar yükselirken hamd ile bu dualardan nasiplenen binlerce isimsiz hayırsever vardır.

6

 

Afrika’ya bir iftar sofrası siz de göndermek ister misiniz ?

AFRİKA’DA İFTAR

Sahra Altı Afrika’da Eğitimin Adı “LÖH”

Tarihin önemli ilim adamlarına sahiplik yapmış Afrika’da en kıymetli uğraşıların başında eğitim gelir. En zor şartlar altında dahi derme  çatma binalarda eğitim uğraşısı devam eder.

Afrika’nın birçok ülkesinde ebeveynler için çocuklarının eğitiminde hafızlığın önemli bir yeri vardır. Kuran-ı Kerim’in öğrenilmesi ve hafız olunması ise şartlardan dolayı çocukların yıllarına mal olmaktadır.

img-20161022-wa0012

Sahra Altı Afrika’da kırsal kesimlerde yer alan ve toplam nüfusun %70’ini oluşturan kesimin bulunduğu bölgelerde eğitim yerel ve iptidai yerlerde yapılabilmektedir.

img-20161023-wa0006

Afrika’da eğitim yerel şartlara göre şekillenmiş haldedir. Çocukların okullarının çoğu açık arazidir. Dersleri, yerde ve yalın ayak yapılır. Geceleri köy meydanına yakılan ateşin etrafı, gündüzleri de bulabildikleri bir gölgeliktir, sınıfları.

Löh Afrikalı Çocukların Tabletidir

Kalemleri, ağaçlardan temin edilen çubuklardır. Odun kömürünün suyu ise mürekkepleridir. Odun kömürü ve su karışımından elde edilen mürekkeple tane tane, harf harf nakşedilir. Ancak yazacakları bir kâğıtları dâhi yoktur. LÖH, bazı yerlerde de luh, Afrika’da hafızların tableti, talebelerin defteri, hocaların en büyük ders aracıdır. Löh, Afrika’da ilmin tarihine şahitlik etmiş tahtadan elde edilen bir levhadır.

 

img-20161022-wa0011

Yıllar süren Hafızlık

Her çocuğun bir löhü vardır ve tüm eğitimi onun üzerine yazılır. Bir sayfa yazılır çalışılır, silgileri olan kuyu suyu ile silinir, sonra bir sayfa bir sayfa daha. Bu şekilde yıllar süren eğitimlerini alarak Hafız ve Hafize olur Afrika’nın masum çocukları.

Afrika’da ilim yolculuğunda olan çocukların tümü eğitimlerine löh ile başlayıp, eğitimlerini löh ile bitirirler.

 

img-20161022-wa0010nnimg-20161022-wa0022

Tarihin şahitlik ettiği ise tüm bu şartlara rağmen Müslüman çocuklarının birçoğunun bu meşakkatli yolda durmadan ilerlemeleri ve buna duyarsız kalan diğer dünya insanının halidir.

Derneğimiz yıllardan beri ihtiyaç sahibi çocukların iyi şartlarda eğitimi için çalışmaktadır. Bu yolda bizlere destek olan hayırseverlere teşekkür ederiz. 

Afrika’nın Yarınlarını Birlikte İnşâ Edelim

Afrika’da imkansızlıklar sebebiyle alt yapının mümkün olamadığı bir çok bölgede, yerleşik düzen geleneksel kabile kültürünce şekillendirilmeye devam ediyor. Afrika insanı bir yandan gelişmiş dünyanın dayattığı düzeni benimsemek zorunda bırakılırken, diğer yandan insan odaklı bir geleceğin beklentisi içinde yer alıyor.

Sahra Altı Afrika’nın kırsal kesimlerinde insanlar, hayatlarını iptidai koşullarda devam ettirirken, çalılardan oluşan medreseler ile kendi eğitim sistemlerini sürdürüyorlar. Yabancı eğitim kurumlarına nisbeten oldukça zayıf şartlarda idame ettirilen bu sistemde maalesef; özgüveni yüksek, umutlu ve gayretli bir nesil ihtiyacına cevap vermekten uzak kalınıyor.

Diversity Farklılık Derneği olarak, Afrika insanının beklentisine cevap vermek amacıyla insanlığın geleceğinin inşa edileceği, kalıcı eğitim müesseseleri hayata geçiriyoruz. 2016 yılı itibariyle, yüzlerce öğrenciye eğitim fırsatı sunacak Mali, Gine, Nijer, Sierra Leone Eğitim Külliyesi projelerimiz tamamlanarak açılışı yapıldı.

Projelerimizi oluştururken gelecekte de işleyecek ve kendini yenileyerek geliştirecek bir sistemle ilerliyoruz. Hayır sahiplerinin de ümidi olarak, yaşayan bir kurum olması için her ayrıntıya dikkat ediyoruz.

Medeniyetlere kapı aralasın diye Afrika kıtasında örnek olacak eserler inşa ediyoruz. Afrika’da, şartların getirdiği sonuçları değiştirecek; sosyal alanları, planlı eğitim birimleri olan; hijyenik koşullar dikkate alınarak ülkenin, bölgenin coğrafi ve iklimsel şartlarına uygun eserler yükseliyor.

Yeşil Dünya Projesi

Diversity Farklılık Derneği olarak Afrika’nın en ücra köşelerine kadar ulaştırmaya çalıştığımız tebessümü, kardeşliği ve paylaşma duygusunu bir adım daha öteye taşıyoruz.

Sürdürülebilir projelerimizi, hayırseverlerin desteğiyle 15 yıllık tecrübemiz doğrultusunda yenilenebilir enerji kaynaklarının kurulması, takibi ve yönetilmesini sağlayacak Yeşil Dünya Projesiyle zenginleştirdik.

Sürdürülebilir Enerji ile Dünya’yı daha yaşanabilir kılmak için Yeşil Dünya Projesi

Isıdan Fazlası için Güneş

Sahra Altı Afrika’nın güneş görme oranı yılda 330 günü bulmaktadır. Bu potansiyeli tespit eden temsilcilerimiz ile çalışmalar başlamıştır. Projemiz kapsamında güneş potansiyeli yüksek bölgelerde ihtiyaç sahipleri için güneş enerji sistemleri kurularak başta eğitim kuruluşlarının şartlarını iyileştirip daha sonra da insanların ihtiyaçlarına cevap verilecektir.

 Hayra Doğru Esen Rüzgar

Olduğu bölgelerde insan yaşamını zorlaştıran rüzgar kum fırtınalarına dönüşüp günlerce ulaşımı imkansız kılabilmektedir. Fakat iyi planlanan rüzgar enerjisini elektriğe dönüştürecek santraller ile Afrika’nın kum savuran rüzgarları yeşil enerjiye imkan sağlayarak milyonlarca ihtiyaç sahibinin enerji ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele sahiptirler.

Sağlıklı ve Modern Tarım ile Mutlu Çocuklar

Afrika’nın işlenmeye müsait tarım alanları kullanılabilirse tüm 1 milyar insanın ihtiyacını karşılayabilir. Hazırlayacağımız projeler ile tarım yapılabilecek alanlarda hem tarımsal yöntemler ile alakalı insanlara eğitimler verilecek hem de yetim hanelerimizin ihtiyaçları karşılanacaktır. Uygulama merkezli eğitim metotlarımız ile modern tarım mühendisleri yetişecek Afrika’nın kalkınmasına destek olacaklar.

Dalga Dalga Yayılan Enerji

Atlas, Hint Okyanusuna ve Akdeniz’e kıyıları bulunan Afrika’da 35 ülke’nin deniz ve okyanusa kıyısı vardır. Bu ülkelerin birçoğunun enerji ihtiyacını karşılayabilecek bir yöntem var: Dalagalardan enerji üretmek. Belirlenen pilot ülkelerde kurulacak olan platformlar ile en büyük ihtiyaçlardan biri olan elektriği insanlara bedelsiz olarak ulaştırılmış olacak.

 

İnsanlık için kalıcı eserler projemiz ile inşa edilen sağlıklı ve modern binalar aynı zamanda kendi enerjisini üretmeye başlayacak. Bu sayede sadece imkanın olduğu yerlere değil en fazla ihtiyacın olduğu yerlere de modern eğitim binaları inşa edilmiş, güzel bir gelecek için çocukların yetişmesine de imkan sağlanmış olacak.

 

Afrika’da Sünnet, Bir Devrin Sonu

Sünnet, Afrika’da vahşet, eziyet ve sakıncalı bir fiil olarak lanse edilmektedir. Bunun yanında imkânı olmayan ama bulaşıcı ve kronik hastalıklardan uzak durmak isteyen Afrika insanı, yerel tekniklerle dâhi olsa sünnet olmaya çalışmaktadır. Afrika’da sünnet insan yaşamında zannedildiğinden daha fazla önem arzetmektedir. Afrika’da sünnet olmak birçok bölgede Müslüman olmanın göstergesidir.

Diversity Farklılık Derneği, Afrika insanının bu halisane çabasını görmezden gelip eleştirmek yerine Bir Nefes Sıhhat Sağlık Projesi kapsamında sağlıklı sünnet organizasyonları düzenlenmeye başlanmıştır. 2016 yılı itibariyle 4 ülkede 5000 çocuğun sağlıklı sünnet edilmesi hedefine doğru ilerlenmektedir. Her gidilen ülkede modern tekniklerle sünnet, hem çocuklar için keyifli bir şenlik hem de aileleri için maliyetsiz bir kolaylığa dönüşmeye başladı. Aynı zamanda gönüllü sağlık ekiplerimiz gidilen ülkelerdeki sağlık mensuplarına eğitimler vererek sünnetin yeni metotlarına dair farkındalık oluşturuyorlar.
IMG_40911.jpg

Her Afrika ülkesinde yapılan bir sünnet organizasyonu çocukların geleceklerine hidayet ve sağlıklı bir adım olarak yansımaktadır. Hayırseverlerin destekleriyle gün gelecek sünnet olan çocuklar bu iyiliğe vesile olanları hayırla yad edeceklerdir. Afrika’da sünnet güzel bir geleceğin temellerini oluşturmaktadır.

 

img_4467
Gelecek, Afrika için aydınlığa dönüşürken artık geleneksel sünnet için bir devrin sonununa işaret etmektedir. Artık Afrika’da karamsar  sözcükler ve tablolar yerini sağlıklı ve bol tebessümlü sünnet şölenlerine bırakmaktadır.

Contact Person WhatsApp'tan Sor