Köşe Yazıları

Mesele Sevindirmek – Afrika’da Çocuk Olmak

Afrika’da Çocuk Olmak konulu kompozisyon yarışmamızın üçüncüsü :

MESELE SEVİNDİRMEK

Afrika’da Çocuk Olmak … Üç kelimeden oluşan basit bir ifade gibi geliyor kulağa. Ama değil. Üç kelimenin anlatamadığı daha nicelerinden bahsediyor bu ifade. Her ne kadar empati kurmaya çalışsak da her ne kadar imkansızlıklardan bahsetsek de bir türlü anlayamıyoruz onları. Yan yana gelen üç kelime anlatamıyor o duyguyu bize. Hissettiremiyor… Belki de kelimeler bu durumu anlatmak için fazla acizler. Fazla basitler mesela. Fazla güçsüzler.

 Nasıl anlayacağız peki onları? Empati kurarak mı? Sınırlı hayal gücümüzde kurduğumuz bir iki hüzünlü senaryo ile mi? Hayır… Bana pek cazip gelmedi bunlar. Çünkü 10 dakikadan uzun sürmeyecek etkisi biliyorum. Konu değiştiği zaman aynı neşemle muhabbetime devam edeceğim. Yalan yok. Daimî bir etkisi olmayacak bunların benim üzerimde. Soyut kavramlarla ulaşamayacağım bahsettiğim farkındalığa. Somut bir şeyler koymalıyım ortaya. Beni heyecanlandırırken onları sevindirecek gerçek bir şeyler. Elle tutulur gözle görülür bir şeyler. Su kuyusu açtırma projeleri varmış mesela. Destek olacağım onlara. Düşünsenize; sizin katkılarınız sayesinde bir su kuyusu açılmış. Oradaki yerli halkın mutluluğunu düşünün mesela. Yüzlerindeki gülümsemeyi düşünün. Suya hasret kalmış bir halkın suya kavuşmasını düşünün. Günlerce gülmemiş yüzlerindeki tebessümü düşünün. Bir annenin mutluluğunu düşünün mesela. Yavrusuna kucağında kana kana su içirirken düşünün. Sıskalaşmış bedenlerine tekrardan can geldiğini düşünün.

Erzak yardımları da toplanıyor. Onlar da önemli tabi. Bir lokma yemeği yavrusuna verebilmek için canını verecek anneler düşünün. Sizin yardımlarınızla toplanan o erzakların köylere ulaştığı o anı düşünün. Tırların köyün tepesinden göründüğü o anı, usulca köy meydanına yaklaştığı anı düşünün. Günlerce sıcak çorba içememiş o çocukların çorbaya kavuştuğu an mesela. O kadar acıkmış ki içerken ağzının kenarından süzülen çorba damlalarını eliyle tekrardan ağzına gönderişini düşünün. Bitirdikten sonraki annesine bakıp gülümsediği o an mesela. Annesiyle göz göze gelişindeki o an… Günlerce doymamış karınların gurultusunun kesildiği o an… Düşünün işte. Çocuklar için oyuncakta toplanıyor haberiniz olsun. Gönderdiğiniz oyuncak kamyonetin küçük kasasına doldurduğu kum taneleri gelsin aklınıza. Hayatında hiç görmediği oyuncaklara o küçük bedenlerinin koşuşunu düşünün mesela. Birbirleri ile oyun oynadıkları anı, oyuncaklarını değiştirdikleri o anı, oyuncakları gönderen ve getirenlere duydukları minneti düşünün mesela.

 Değmez mi? Buradan sizi çok da yıpratmayacak şu küçük yardımlar o yüzlerdeki mutluluğa vesile olmaya değmez mi? En azından yukarıda bahsettiğim diğer soyut empati tarzına göre daha elle tutulur bir farkındalık oluşturmuş oluruz.

 Herkes üzülür. O imkansızlıkların anlatıldığı yerde insani duygusu olan herkes üzülür zaten. Mesele üzülmek değil ama. Mesele sevindirmek. Mesele sizin yardımlarınızın başka hayatlara dokunması. Başka hayatları güzelleştirmesi. İşte bunu anlayıp idrak edebildiğimiz zaman daha güzel bir dünya bizi bekliyor olacak. Bencil yaşam kültürü kabuklarımızı yıkıp başkalarını da düşünmeye başladığımızda daha huzurlu bir dünya karşılayacak bizi. Gülücüklerinin sebebi olabilmeli insan bir çocuğun. Bir yetimin… Bir öksüzün…

 Ve her daim o gülücüklerin sebebi olabilmek umuduyla…

MUSTAFA TUTAL

Telif hakkı Diversity Farklılık Derneği’ne aittir.

WhatsApp WhatsApp'tan Sor