Köşe Yazıları

BİR ÖMRÜM VAR O DA SİZİN OLSUN; Afrika’da bir Kurban Hatırası

UZAKLARDAN GELDİNİZ, ŞU BAYRAM GÜNÜNDE BİZLERİ UNUTMADINIZ. SİZE EN KIYMETLİ ŞEYİMİ HEDİYE ETMEK İSTERİM

2016 yılı kurban bayramı organizasyonlarından biri de Afrika’nın Gana Ülkesi’nde gerçekleştirildi.

 

Gana’nın kuzey bölgesinde Tamale Şehrinden sonra toprak ve zor yollar karşıladı bizi. Kurbanlıkları yüklediğimiz kamyon birkaç defa arıza yapmasına rağmen vazgeçemezdik, devam ettik. Kurban emanetlerini Diversity Farklılık Derneğimizin aylar öncesinden belirlediği Katani Bölgesi’ndeki köylere ulaştıracaktık.

Nihayet köylülerin şaşkın bakışları arasında Dagago Köyü’ne vardık. Beyaz olmamız ilk önce onları ürküttü fakat selam verdikten sonra rahatladıklarını hissettirdiler. Köyün reisi Muhammed orta yaşın üstünde beyaz ve yamalı bir kaftan giymiş halde yanımıza yaklaştı.

Tercümanımız vasıtasıyla Türkiye’den geldiğimizi ve kurbanlık getirdiğimizi, Türkiye’den kardeşlerinin selamları olduğunu, araçtaki kurbanlıkları da hediye olarak gönderdiklerini söyledik. Saygı ifadesi olarak iki elini birleştirip selamımızı aldı ve bizi evinin önündeki gölgeliğe götürdü. Sapsarı bir kuyu suyu ikram ettiler muhtemelen ellerinde ikram edecekleri başka bir şeyleri yoktu.

Kısa zamanda kurbanları kesip köylülerin muhteşem organizasyonu ile ailelere teslim ettik. İnsanların tebessümleri gözlerindeki mutluluk ifadesini tarif etmek mümkün değildi.

Yolumuzun uzun olduğunu belirtip Köyün reisi Muhammed’den müsaade istedik. Muhammed’in gözlerinden akan yaşları fark etmemek elde değildi. Bize dönüp şöyle dedi:

” Uzaklardan geldiniz, şu bayram gününde bizleri unutmadınız. Size en kıymetli şeyimi hediye etmek isterim fakat şu kalan ömrümden daha kıymetli bir şeyim yok. Hz Allah kalan ömrümü size versin, Allah bu kurbanları gönderenlerden razı olsun…”

NİÇİN KURBAN ?

ETİN TADI DEĞİLDİR ASLINDA TAM MANASIYLA ÖZLENEN; GÖRMEDİKLERİ, KARDEŞ BİLDİKLERİ HAYIRSEVERLERİN AHDE VEFASI’DIR ONLARI SEVİNDİREN.

Afrika’da kurban sadece gıda ihtiyacına yönelik değildir. Bilinen sebeplerden ötürü yaşanan sıkıntılar sebebiyle asıl Rahmet ve Berekete vesile olduğu için önemlidir. Afrika’da kurban hidayet vesilesidir, kardeşliğin en güzide ifadesidir. Kaza belaların, iç savaşların ve çaresizliğin önüne geçirilen sağlam bir settir.

Her kurban kesiminden sonra kuraklığa bir darbe vurulur Afrika’da. Bulutlar bir araya geliverir ve toprak suya kavuşur hayat bulur. Her Kurban Bayramı‘ndan sonra hanelerde çocukların mutluluk sesleri duyulur; elektriği suyu olmayan uzak köylerin.  Her kurbandan sonra bir başka bereket olur; umutlu bekleyişler kardeşlerinin selamıyla gelen kurban hediyeleriyle karşılık bulur Afrika’da.

Etin tadı değildir aslında tam manasıyla özlenen görmedikleri kardeş bildikleri hayırseverlerin ahde vefasıdır onların hasretliklerini gideren. En zor zamanlarda Sahabe-i Kirâma kucak açıp koruyup gözeten, Hz Ömer’in selamıyla Mısır’ı teslim eden, savaşmadan İslam’a giren hatta Güney Amerika’ya, Kuzey Amerika’ya İslam’ı ulaştıran Afrika insanına 1400 yıllık vefa borcumuz var.

Kuzeyden, Güney’e tüm Afrika’da kesilen kurbanlar bölgenin yeniden inşası ve ihyası için temel oluşturuyor. Masum yüreklerin, samimi bakışların ve mutluluğun hayat bulduğu Afrika’da, kurbanını göndererek birçok tecelliyattan nasiplenen hayırseverlere ne mutlu. Asıl olan ihtiyaç sahiplerini vesile kılarak hayır sahiplerinin Allah’a yaklaşmasıdır. Yani kurban, rahmet ve berekete vesile olurken Afrikalı ihtiyaç sahiplerine ne kadar muhtaç olunduğunun da işaretidir.

ÇATALCA FERHATPAŞA MEZUNLARI SU KUYUSU

Diversity Farklılık Derneği olarak başlattığımız Ab-ı Hayat Su Kuyuları Projesi kapsamında Çatalca Ferhatpaşa Mezunları tarafından ihtiyaç sahibi insanlar için gönderilen su kuyusunun  açılma çalışmaları başladı. Afrika’nın en kurak ülkelerinden biri olan Nijer’in güney bölgesinde açılacak su kuyusunun ismi de Sa’d Bin Muaz R.Anh Su Kuyusu olarak belirlendi.

Su kuyusu yardımını gönderen Çatalca Ferhatpaşa Mezunları’na derneğimiz ve ihtiyaç sahipleri adına teşekkür ederiz

 

 

Tebessüm Eden Afrika

Afrika’da mutluluk paylaşılabilen bir duygudur. İnsanların, meta olarak sahip oldukları hiçbir şey olmamasına rağmen, paylaştıkları çok değerli bir meziyetleri var: Tebessüm etmek.

Afrika’da iletişim araçları tarafından, kuraklık, salgın hastalıklar ya da elim iç savaşlar altında ezilen insanlar gibi yerel halkların belli problemleri sebebiyle yardıma muhtaç halde oldukları yansıtılmaktadır. Ancak buna rağmen medya, bizlere bütün gerçeği anlatmamaktadır. Çünkü çaresizlik, iç savaş, açlık ve kıtlık, Afrika gerçeğinin parçası olmalarına rağmen; gerçeklik, sadece bunlardan ibaret değildir.

Afrika’da tebessüm eden ve her ne olursa olsun tüm imkansızlıklara rağmen insanlara yaşama sevinçlerini kaybettirmeyen geleneksel bir yaşama kültürü vardır. Geleneksel olarak tüketim ekonomisinin ulaşamadığı bölgelerdeki Afrika insanının en büyük zenginliği paylaşmak ve tebessüm etmektir.

Uzak bir köye gittiğinizde kamıştan tek odalı bir evi ziyaret etseniz, muhakkak tebessüm ile karşılanırsınız. Hemen ibtidai bir kuyudan belki kilometrelerce uzaktan getirilen sarı bir suyla ağırlanırsınız. Zaten büyük ihtimalle de ikram edecekleri başka bir şeyleri yoktur.

Hal hatır sorduğunuzda ortak bir cevap duyarsınız köy halkından: ‘Elhamdülillah’ diye. Sözün bittiği yerdir. Size göre elektriği olmayan, suyu olmayan, yolu olmayan ve ikram edeceği bir şeyi dahi olmayan insanlar Elhamdülillah diyebilme nimetine sahipler. Belki de Dünya’da verilmiş en değerli nimete…

Dünyanın Bir Yerlerinde Medyanın Pek İlgisini Çekmeyen İnsani Bir Facia Yaşanıyor

Doğu Afrika ülkeleri ve özellikle Somali’de aylardır son 30 yılın en kurak ve zorlu dönemi yaşanıyor. Kuraklık, şimdiye dek yüzlerce insanın ölümüne sebep olurken 2.9 Milyon insanı da yetersiz beslenme sonucu ölüm tehdidi ile karşı karşıya getirdi.

Uluslararası camianın Somali krizine yönelik duyarsızlığı devam ederken, acil yardım ulaştırılmadığı takdirde yüz binlerce masum insanın hayati tehlikesi var.

Somali, şimdi çaresiz annelerin, hasta ve zayıf vücutları ve yaşlı gözleri ile masum bebeklerini çorak, susuz ve kurak çöllerde uzanan yolların kenarına bırakarak evlatlarının ölümüne şahit olmak istemediği bir yer…

Somali, dünya’nın geri kalanının yardımını bekleyen mahzun durumları her yüreği derinden sarsan bir diyar. Bugün Somali insanları, büyük bir hasretle bir öğün yemek veya içinde solucanların yüzmediği bir yudum su bekliyor.

Somali tarihinde böylesine büyük bir insani facia az görülmüştür. 1990 ve 2011 yılında baş gösteren kıtlıkta ülke nerdeyse tamamen yok olma eşiğine geldi. Şimdi de bir kez daha kuraklık tsunamisinin etkisi ile yeni bir insani facia ile karşı karşıya bulunuyor.

Gözlemciler kampların sağlık durumunun iyi olmadığını ve halk arasında epidemik hastalıkların hızla tırmandığını dile getiriyor.

Aslında Afrika kıtasında yetersiz beslenme, yeni bir durum değil. Kıtada gözlerini açlıktan açamayan çocukların veya hayvanların ve hatta insanların cenazelerinin başında bekleyen akbabaların; kuraklıktan aşırı derecede çatlayan toprağın görüntüsü aşina olunan manzaralardır.

BM raporları kıtlık ve kuraklığın, Somali, Kenya, Etiyopya, Güney Sudan, Uganda ve Cibuti’den oluşan tüm Afrika boynuzunu sardığını, bu durumun son 30 yılda eşine rastlanmayan bir olay olduğunu gösteriyor.

İklim, Afrika boynuzunda yer alan ülkelerde gıda krizinin başlıca sebebini oluşturuyor. Bölgede yağış miktarının düşmesinin yanı sıra Somali’deki kıtlık faciasının tırmanmasında başka etkenlerin de söz konusu olduğu anlaşılıyor. Bu etkenlerin başında ise Somali’de iç savaş ve yine gıda maddeleri ve yakıt fiyatlarının yükselmesi geliyor.

Bölgede baş gösteren kıtlığın ardından Afrika boynuzunda büyük bir göç dalgası da başladı. Somali halkından on binlerce insan Kenya’daki kampların yolunu tutuyor. Kenya’nın kuzeyinde yer alan bir tek kampta yaklaşık 400 bin insan nerdeyse üst üste yığılmış vaziyette yaşam mücadelesi veriyor. Bu insanlar uluslararası yardım kuruluşlarının gıda, ilaç ve içme suyu gibi yardımlarından ancak yararlanma imkanına kavuşuyor.

Yardımlar Somali’nin başkenti Mogadişo’ya gıda maddeleri olarak başlamış bulunuyor. Somali’nin yönetimi ancak Afrika Birliği barış gücü askerleri sayesinde sadece başkent üzerinde denetim sağlayabilirken, ülkenin diğer kentlerinde veya kırsal yörelerinde varlığı pek hissedilmiyor. Somali’nin güneyini silahlı örgütler denetliyor. Bu durum, afetzede bölgelere gıda ve ilaç yardımının ulaşmasını engelliyor. Ülke genelinde söz sahibi olan silahlı örgütler Somalili ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını zorlaştırıyor.

Somali’nin güneyinde faaliyet yürüten yardım ekiplerinin can güvenliği bulunmuyor. Somalili yetkililer eğer bir kaç haftaya kadar ülkenin güneyine acil gıda yardımı ulaştırılmazsa, bölgede yaşayan insanların büyük bir kısmının yetersiz beslenmeden kaynaklı hastalıklardan öleceğini açıkladı.

Somali 20 yılı aşkın bir süredir savaş, kin, nefret, kıtlık, açlık, sefalet, epidemik hastalıklar, deniz korsanları, zehirli ve nükleer atıklar gibi derin sorunlar yaşıyor.

Somali 1980 yılından beri savaş ve kıtlıkla boğuşuyor. Bu arada birçok devlet, Somali’yi istikrarsızlığa sürüklemede sessiz kalmaya devam ediyor. Somali halkını bu durumdan kurtarmak için vaatten başka yapıcı adımlara ihtiyaç var.

Aslında afetzede Somali halkı sadece kuraklığın kurbanı değil, aynı zamanda büyük devletlerin çifte standart tutumu ve yine bazı zengin ülkelerinin duyarsızlığının kurbanıdır. Ülkeler başka ülkelere nüfuz etme yolunda milyonlar harcarken, Somali’deki açlık krizine karşı gerektiği duyarlılığı göstermiyorlar.

Son halde Somali halkına yardım etmek üzere harekete geçiliyor gibi. Fakat şimdiye kadar yapılan yardımlar Somali’de yaşanan insani facianın boyutuna nazaran küçük kalıyor.

Afrika’nın Geleceği

Afrika, zengin tarihine karşılık 16. yüzyıldan itibaren medenilerin mefaatleri için  köle, kan ve katliamlarla anılagelmiş bir kıta. Ya da fakirlik, yoksulluk ve sefalet görüntüleriyle karşımıza çıkan bir coğrafya. Ancak artık Afrika’da bir şeyler değişmeye başladı. Şimdi harekete geçme sırası Afrika’da, sırasını hiç de paylaşacağa benzemiyor.

2000 yılından itibaren Afrika’da bir hareketlenme söz konusu, kıta’da gittikçe ivme kazanan bir ilerleme var. Kişi başına gelir 2000 yılından beri ikiye katlandı ve bu yükseliş herkesi etkiliyor. Ortalama yaşam süresi son 10 yılda her 3 yıl için 1 yıl arttı. Bu, bugün doğan Afrikalı bir çocuk 3 gün önce doğan bir çocuğa göre 1 gün daha fazla yaşam süresine sahip olması demektir.

Bulaşıcı hastalıklar da gerileme sürecine girdi. 2000 yılından beri AIDS’e yakalananların sayısı yılda 600.000 kişi azaldı. Dünya Bankası’nın verilerine göre, sıtmadan kaynaklanan ölümlerin de %27 azalmasıyla sıtmaya karşı başarılı bir mücadele var.

Son 2 asırda nüfus artışlarının hızlandığı Dünya’da Afrika’nın nüfusu hiç bir zaman doğru bir nüfus sayımı ile ölçülemedi. Dolayısıyla potansiyel nüfusun ve nüfus artış hızının ne düzeyde olunduğuna dair kesin bir bilgi yok. Fakat genç nüfusun ve yatırım olanaklarının eşsiz bir durumda olduğu herkes tarafından kabul edilen bir gerçek.

Diğer yandan gelişmiş Batı ülkelerinin ekonomik doygunlukları sebebiyle büyüme hızlarının düşmesi işsizliğin ve borçlarının artması Afrika’nın önünü açmaktadır. Birçok ülke borcunu ödeyememesine rağmen Afrika’daki ülkelerin borçları milli gelirlerinin 1/10-20’i kadardır.  Çin’in çeyrek yüzyılda geçirdiği gelişim önümüzdeki yıllarda Afrika’da neler olabileceğine dair ipuçları vermektedir.

Sonuç olarak her ne kadar önemsenmese de Afrika’da devletin finansmanı ve özel sektör borçları çok iyi bir durumda. Küresel şirketlerin birçoğu da Afrika ile ilgili yatırım planlarını hazırladılar. Afrika’ya son 5 yılda yapılan doğrudan yatırımların büyük çoğunluğu Batılı ülkeler ve Çin’den geldi. Yatırımların geneli enerji sektöründe yapılıyor. Küresel enerji ihtiyacı göz önüne alındığında gelecekte Afrika’nın ne denli stratejik bir konumda olacağı tahmin edilebilir.

Hali hazırda Afrika’da günlük 10 milyon varil petrol üretiliyor. Bu, Dünya’nın en büyük üreticileri Suudi Arabistan veya Rusya’nın ürettiği miktarla aynı. Ayrıca telekom ve alışveriş merkezlerine de yatırım yapılıyor. Artık Afrika’nın köylerinde dahi mobil telefon ve internet bulmak mümkün. birkaç yıl önce hayal dahi edilemeyen bu durum Afrika’nın geleceği için oldukça umut verici.

Eski bir Afrika atasözü der ki: ”Ormanı orman yapan genç ağaçlardır.” Demografik durum ise asıl farkı gözler önüne seriyor. İş gücü olarak en fazla nüfusa sahip Çin, Bangladeş, Hindistan’daki 15-24 yaş arası nüfus, önümüzdeki 10 yılda %25 civarında düşecek. Fakat şu anki tahminlere bakılırsa Afrika’nın genç nüfusu 2050 yılına kadar artmaya devam edecek. Bu da şirketlerin yatırımları için oldukça cazip bir oran.

70’li yıllarda Sahra Altı Afrika’da çocukların sadece %9’u ilkokula gidebiliyordu. Yatırım için ara eleman ihtiyacı olarak temel eğitime ihtiyaç var. Bu sebeple aynı dönemlerde tekstil yatırımları için Türkiye ve Meksika gibi ülkeler seçildi. Bugün, Sahra Altı Afrika Türkiye ve Meksika’nın 1975’te oldukları seviyede. Dolayısıyla potansiyel yatırımlar, insanları kırsal fakirlikten çıkarıp sanayileşme ve gelişme istikametine ilerlemesini sağlayacaktır.

Afrika genelinde 2000 yılından beri iç savaşların azaldığını 2010 sonrasında da bitme noktasına geldiğini görüyoruz. Güney Sudan’da devam eden sorunun henüz ne zaman çözüme kavuşacağı belirsiz. Nijerya, Kamerun ve Çad’a zarar veren terör örgütleri hala faal olmasına rağmen  Çad başta olmak üzere, Gine Cumhuriyeti ve Ruanda gibi ülkelerde artık iç savaş yerine yatırımlar konuşuluyor. Otokratik yönetimler ve darbeler azalıyor. Darbe ile değişen hükümetlerde son 10 yılda bir önceki 10 yıla göre %70 oranında azalma söz konusu. Artık politikacılar insanların isteklerine kulak vermeye başlıyor. Her zaman başarılı olamayabilirler, fakat deniyorlar.

Gana’da Aralık, 2012’de yapılan seçimlerde iki aday arasındaki mücadele eğitim üzerineydi. İlk aday, sadece %30’luk kısım değil, herkes için ücretsiz orta okul eğitimi vadetti. Diğeri de 50 tane yeni okul yapacağını söylemek zorunda kaldı. Eğitim büyüme ve yatırımlara yardım ediyor, eğitim aracılığıyla büyümeye yardımcı olan yatırımlar, hükümetlerin gelirlerini arttırmalarına katkıda bulunuyor. Tüm bu örnekler Afrika’da olumlu ve temiz bir döngünün başladığına işaret ediyor.

Yolsuzluk ise Afrika’nın tamamına yakınında, tüm fakir ülkelerde olduğu gibi büyük bir sorun. Fakat bu yatırımlara engel değil. Yatırımlar arttıkça orta sınıf büyüyor ve yolsuzluklar da azalıyor. Kişi başına düşen geliri 5000 Dolar’dan az olan hemen hemen tüm ülkelerin yolsuzluk oranı yüksek.

Bundan sonra ne olacağı konusunda iyimser olmak için oldukça sebep var. 2000 yılında Ekonomist dergisinin kapağında Umutsuz Kıta başlığını kullanıldı ve yapılan şey ise Afrika’nın son 10 yılda %2 olan büyümesine bakıp önümüzdeki 10 yıl içinde neler olacağını sormaktı. Dolayısıyla yine büyümenin %2 olacağı varsaydıldı ve umutsuz bir hikaye anlatılmıştı. Çünkü nüfus artışı %2,5 idi.

1990’larda Afrika’daki insanlar daha da fakirleşmişti. 2012’de ise Ekonomist dergisinin yeni bir kapağı vardı; yeni kapak, Afrika’nın yükseldiğini, çünkü son 10 yıldaki tahmin edilen nüfus artışının yaklaşık %5,5 civarında olduğunu gösteriyordu. Bu sonraki 10 yılın aynı kalacağı anlamına gelmiyor artış hızı bir önceki 10 yıl kadar artsa dahi ki daha fazlası bekleniyor 10 yıl sonra Afrika’da %10 civarında nüfus artışı olacaktır.

Daha da önemlisi Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2025 yılında Dünya’nın geri kalanında 60 yaş üstü nüfus %10 ila %30 arasında ve daha yüksek olacakken Afrika’da bu oran %10’un altında kalmaya devam edecektir. Genç nüfusu ile Afrika, geleceğin üretim merkezi konumundadır.

Tarihte bu denli büyük atılımlar yapan başka coğrafyalarda olmuştur. Hindistan tarihinde bunu görebiliyoruz. 1960’tan 1980’e kadar Hindistan yerinde saydı. Yani Sahra altı Afrika’da 80-90’larda olanlarla aynı. Dünya’nın büyük bölümü büyürken Hindistan yerinde sayıyordu. Nüfus artışı %2,5’ken büyüme hızı %2’ydi. Sonra 1980’den itibaren büyümeye başladı. Hint büyüme hızı %10’ları aştı. Hindistan bunu başardı.

Sahra Altı Afrika’nın büyümesini, Hindistan’ın hikayesi ile karsılaştırınca, epey benzer oldukları söylenebilir. 20 yıl boyunca pek fazla olmayan artış söz konusu ancak Sahra Altı’ndaki artış Hindistan’dakinden oldukça daha iyi. Ardından Asya’yı hesaba katarsak, verilere bakılınca Hindistan Afrika’nın 20 yıl önünde, Gelişen Asya da, Hindistan’ın 10 yıl önünde.

Önümüzdeki 30-40 yıl bazı gerçekçi öngörülere göre Afrika bugün 2 trilyon Dolar olan ekonomiden 2050’de 29 trilyon Dolar’a ulaşacak bir ekonomiye yol alacak. Bu, şuan ki rezervler göz önüne alındığında Avrupa ve Amerika’nın toplamından daha fazladır. Ortalama yaşam süresi 13 yıl artacak. Nüfus ikiye katlanarak 1,3 milyardan 2,6 milyara ulaşacak yani hane geliri önümüzdeki 35 yıl içinde 7 katına yükselecek. İşin enteresan tarafı bunu Afrika’da, Nairobi, Lagos veya Accra’da söylediğinizde, bir soruyla karşılaşabilirsiniz: ‘Neden bu kadar kötümsersiniz?’

İyimser ekonomistlerin bile gözlerinde kaçırdıkları bir husus var. Asya ve Hindistan’daki büyümenin Afrika’da da olacağını varsaymak olumlu ve olumsuz durumlardan bir ders alınamayacağı anlamına gelebilir. Belki de Afrika daha önce yapılan hataların bir kısmını önleyebilir. Gelişen teknoloji ve iletişim alanındaki gelişmeler Afrika’nın daha da hızlı büyümesine yardım edecektir. Burada herkese görevler düşmektedir.

Afrika’nın boynu bükük hüzünlü halini tekrarlamak yerine Afrika’nın geleceğinde yer alarak yardımcı olmak daha güzel bir duruş olabilir.  Afrika’ya yatırım yapılabilir. Afrika’ya insanların geri götürebilecekleri beceriler kazandırılmalıdır; balık tutmayı değil balık tutmanın nasıl öğretileceği öğretilmelidir. Bu şekilde 21. yüzyılın Afrika’nın yüzyılı olmasını seyretmek yerine buna yardımcı olunabilir.

 

Charles Robertson, Ted Conference, Ekim 2013

World Healt Organisation, Afrika Raporu, 2014

Rayna Breuer, Yatırımın Yeni Adresi Afrika, DeutschWelle, 2014

İnsanlık İçin Kalıcı Eserler

img-20161022-wa0012     Afrika’da yerleşik yaşamın imkânsızlıklar sebebiyle mümkün olamadığı birçok bölgede yerleşik düzen geleneksel kabile kültürünce şekillendirilmeye devam etmektedir. Afrika insanı bir yandan gelişmiş Dünya’nın dayattığı düzeni benimsemek zorunda bırakılırken diğer yandan insan odaklı bir gelecek beklentisi içerisindedir.

Sahra Altı Afrika’nın kırsal kesimlerinde insanlar, yaşamlarını iptidai koşullarda devam ettirirken, çalılardan oluşan Medreseler ile kendi eğitim sistemlerini oluşturmuşlardır. Yabancı eğitim kurumlarına nisbeten oldukça zayıf şartlarda idame ettirilen bu sistemde özgüveni yüksek, umutlu ve gayretli bir nesil ihtiyacına cevap vermekten uzak kalmaktadır.

Diversity Farklılık Derneği olarak Afrika insanının beklentisine cevap verecek insanlık için, insanlığın geleceğinin inşa edileceği kalıcı müesseseler inşa etmekteyiz. Projelerimizi oluştururken gelecekte de işleyecek ve kendini yenileyerek geliştirecek bir sistemle ilerliyoruz. Hayır sahiplerinin de ümidi olarak yaşayan bir kurum olması için her ayrıntıya dikkat ediyoruz.

Medeniyetlere kapı aralasın diye örnek eserler inşa ediyoruz.  Afrika’da şartların getirdiği sonuçları değiştirecek, sosyal alanları, eğitim birimleri, öğretici, öğrenci bölümleri olan; hijyenik şartlar dikkate alınarak ülkenin, bölgenin coğrafi ve iklimsel şartlarına uygun eserler yükseliyor.
maligine

Afrika’da bir eser bin gelecek demektir.

Afrika’da insanlık için, gelecek için, güzel ahlaklı nesiller için, kalıcı eserler.

‘LÖH’ Afrika’da İlim

İlim, Afrika’da en kıymetli uğraşıların başında gelir.  Afrika’nın birçok ülkesinde Müslüman ebeveynler için çocuklarının eğitiminde hafızlığın önemli bir yeri vardır. Kuran-ı Kerim’in öğrenilmesi ve hafız olunması ise şartlardan dolayı çocukların yıllarına mal olmaktadır.

img-20161022-wa0012

Sahra Altı Afrika’da kırsal kesimlerde yer alan ve toplam nüfusun %70’ini oluşturan kesimin bulunduğu bölgelerde İslami eğitim yerel ve iptidai medreseler tarafından verilir.

img-20161023-wa0006

Afrika’da eğitim yerel şartlara göre şekillenmiş haldedir. Çocukların medreselerinin çoğu açık arazidir. Dersleri, yerde ve yalın ayak yapılır. Geceleri köy meydanına yakılan ateşin etrafı, gündüzleri de bulabildikleri bir gölgeliktir, sınıfları.

Löh Afrikalı Çocukların Tabletidir

Kalemleri ağaçlardan temin edilen çubuklardır. Odun kömürünün suyu ise mürekkepleridir. Odun kömürü ve su karışımından elde edilen mürekkeple tane tane, harf harf nakşedilir, Kuran-ı Kerim. Ancak yazacakları bir kâğıtları dâhi yoktur. LÖH, bazı yerlerde de luh Afrika’da hafızların tableti, talebelerin defteri, hocaların en büyük ders aracıdır. Löh, Afrika’da ilmin tarihine şahitlik etmiş tahtadan elde edilen bir levhadır.

 

img-20161022-wa0011

Yıllar süren Hafızlık

Her çocuğun bir löhü vardır ve tüm eğitimi onun üzerine yazılır. Bir sayfa yazılır çalışılır, silgileri olan kuyu suyu ile silinir, sonra bir sayfa bir sayfa daha. Bu şekilde yıllar süren eğitimlerini alarak Hafız ve Hafize olur Afrika’nın masum çocukları.

Afrika’da ilim yolculuğunda olan çocukların tümü eğitimlerine löh ile başlayıp, eğitimlerini löh ile bitirirler.

 

img-20161022-wa0010nnimg-20161022-wa0022

Tarihin şahitlik ettiği ise tüm bu şartlara rağmen Müslüman çocuklarının birçoğunun bu meşakkatli yolda durmadan ilerlemeleri ve buna duyarsız kalan diğer dünya Müslümanlarının halidir.

Afrika’da Sünnet, Bir Devrin Sonu

Sünnet, Afrika’da vahşet, eziyet ve sakıncalı bir fiil olarak lanse edilmektedir. Bunun yanında imkânı olmayan ama bulaşıcı ve kronik hastalıklardan uzak durmak isteyen Afrika insanı, yerel tekniklerle dâhi olsa sünnet olmaya çalışmaktadır. Afrika’da sünnet insan yaşamında zannedildiğinden daha fazla önem arzetmektedir. Afrika’da sünnet olmak birçok bölgede Müslüman olmanın göstergesidir.

Diversity Farklılık Derneği, Afrika insanının bu halisane çabasını görmezden gelip eleştirmek yerine Bir Nefes Sıhhat Sağlık Projesi kapsamında sağlıklı sünnet organizasyonları düzenlenmeye başlanmıştır. 2016 yılı itibariyle 4 ülkede 5000 çocuğun sağlıklı sünnet edilmesi hedefine doğru ilerlenmektedir. Her gidilen ülkede modern tekniklerle sünnet, hem çocuklar için keyifli bir şenlik hem de aileleri için maliyetsiz bir kolaylığa dönüşmeye başladı. Aynı zamanda gönüllü sağlık ekiplerimiz gidilen ülkelerdeki sağlık mensuplarına eğitimler vererek sünnetin yeni metotlarına dair farkındalık oluşturuyorlar.
IMG_40911.jpg

Her Afrika ülkesinde yapılan bir sünnet organizasyonu çocukların geleceklerine hidayet ve sağlıklı bir adım olarak yansımaktadır. Hayırseverlerin destekleriyle gün gelecek sünnet olan çocuklar bu iyiliğe vesile olanları hayırla yad edeceklerdir. Afrika’da sünnet güzel bir geleceğin temellerini oluşturmaktadır.

 

img_4467
Gelecek, Afrika için aydınlığa dönüşürken artık geleneksel sünnet için bir devrin sonununa işaret etmektedir. Artık Afrika’da karamsar  sözcükler ve tablolar yerini sağlıklı ve bol tebessümlü sünnet şölenlerine bırakmaktadır.

Madagaskar’da Bir Gül Bahçesi

Diversity Farklılık Derneği çalışmaları kapsamında 2012 itibariyle faaliyetlerine başladığı Madagaskar’da ihtiyaç sahibi çocuklar için güzel bir geleceğin temelleri atılıyor. Başkent Antananarivo’da açılan 50 kapasiteli binada ihtiyaç sahibi çocukların eğitim ve barınma ihtiyaçları karşılanıyor. Bu sayede artık Madagaskar’da geleceğe umutla bakan nesillerin temelleri atılmaya başlandı. Diğer yandan 2016 Afrika kurban organizasyonları kapsamında Madagaskar’ın uzak noktalarında çalışmalarını […]

Afrika’da Kurban

Afrika’da Kurban Organizasyonları

Kurban ibadeti için vekaletleri alınan kurbanların kesimleriyle alakalı İslâmi hassasiyetler vardır. Vekaletin alınmasından kurbanın kesildi bilgisinin kurban sahibine ulaştırılmasına kadar her ayrıntı derneğimizin 10 yılı aşkın tecrübesi bulunan ekibiyle gerçekleştirilmektedir. Diversity Farklılık Derneği temsilcileri 2016 yılında Afrika’nın 38 ülke ve bölgesinde hazırlıklarına devam etmektedir.

Kurbanlıkların Hazırlıkları

Kurban kayıtları, internet sitemizden veya derneğimiz aranarak yapılır ve vekaletler sözlü olarak dernek merkezimizde oluşturulan kurban ekibimiz tarafından son derece dikkatli bir şekilde alınır.  Kurban sahibinin niyetine ve kurbanın türüne göre bilgiler, vekaleten organizasyon yapılacak ülkedeki temsilcilere ulaştırılır.

20160318_16500720160318_165122

Afrika’da özellikle kırsal kesimlerde ihtiyaç sahibi insanlar bulunmaktadır. Hayırseverlerin emanet ettikleri kurbanlıklar için 1 Ay önceden bölge ülkelerindeki daimi temsilci ve üyelerimiz hayvanların belirlenmesi için en uygun hayvanların olduğu bölgelere giderler. Kurbanlıklar tüm İslami hassasiyetler gözetilerek işaretlenir. Kurban bayramında oluşabilecek talep ve sahada yaşanabilecek aksaklıklar gözetilerek toplanan bağışlardan fazla sayıda kurbanlık hazırlanır. Hazırlanan kurbanlıklar için ihtiyaç sahibi köyler bizzat ziyaret edilip ihtiyaç yerinde tespit edilerek belirlenir.

Kurban kesimi yapılacak bölgeler ve köyler belirlendikten sonra her bölgede kurbanlar bizzat kendi ekibimiz tarafından kesilmek üzere gerekli araç ve gereçler hazırlanır. Kurbanlıklar belirlendikten sonraki en önemli iş, işaretlenen kurbanlıkların belirlenen bölgelere intikalinin sağlanmasıdır. Bu aşamada güvenilir ve transfer yapılabilecek seviyede araçlar temin edilir. Yıl boyunca bölgede görev yapan temsilcilerimiz tecrübeleriyle kendilerine emanet edilen kurbanlıkları en doğru şekilde yerine ulaştırırlar.

5.jpg

Kurbanların Kesimi ve Dağıtımı

Kurban Bayramı sabahından itibaren derneğimizin sahadaki daimi temsilcileri ve Türkiye’den giden gönüllülerimiz,  kurban kesimi yapılacak bölgelerde namazlarını eda edip kurbanlıklar ile ilgili son denetimi yaparlar. Sonra İslami usullere uygun olarak vekaletleri alınan kurbanlıklar tecrübeli ekiplerimiz tarafından kesimler sahipleri niyetine tamamlanır.

Her köydeki aile fertleri ve kabile reisleri ile kendi dillerinde konuşularak kurbanların müslüman kardeşlerinden gelen bir hediye olduğu iletilir. Kurbanlar kesilip evlere eşit şekilde dağıtılmadan görevlilerimiz yerlerinden ayrılmazlar. Tüm ayrıntılarına dikkat edilerek yapılan kurban kesimleri kurbanın ilk 3 günü devam eder.

Kurban emanetleri vekaletleri uyarınca, sahipleri niyetine kesilip dağıtıldıktan sonra görevlilierimiz, vazifelerini yerine getirmenin rahatlığı ve günlerce yollarda ve köylerde olmanın verdiği tatlı yorgunlukla şehir merkezlerine dönerler.

Kurbanlarla İlgili Bilgilendirme

Artık kurban sahiplerine kurbanlarının kesildiği bilgisi verilme vaktidir. Kurbanını Afrika’lı kardeşleriyle paylaşan hayırseverlere kurbanlarının hangi ülkede kesildiğine dair bilgilendirme yapılır.

Geride kalan Afrika insanının duası ve çocukların belki de ilk defa et yiyebilmesinin sevinci olur. Geriye kalan nice yetimin mutluluğuna vesile olan; kurbanları bayram olan müslümanların duası semaya yükselirken bundan nasiplenen hayırseverlerin gönül rahatlığıdır.

Bir Kurban bedeli 100 USD ‘dir.

*İnternet Sitemizden Online bağış yoluyla Afrika’ya kurbanlarınızı gönderebilirsiniz.

*Derneğimizin hesap numaralarına havale ve eft yoluyla kurban bedelini yatırıp derneğimizi arayıp kayıt oluşturarak kurbanlarınızı gönderebilirsiniz.

*Dernek binamıza gelip kurbanlarınızı makbuz karşılığı teslim edebilirsiniz.

KURBAN BAĞIŞI

Kurban, kuraklıktan çatlamış toprakta rahmete vesile olur, toprak yeşermeye başlar

Afrika’nın Su ile İmtihanı

Bulunabilirse bir bidon hayat kurtarır Afrika’da Sahra Altı Afrika’nın köylerinde su yolculuğu diye bir meşguliyet var. Köylerin değeri yakın bir bölge de su kuyusunun olup olmamasıyla ilgilidir. Yoldan daha önemli olan su, rengi ne olursa olsun Afrika’nın merkezden uzak bölgelerinde yaşam alanlarının yegane varoluş sebebidir. Su yolculuğu da köylerin konumuna göre her yaştan insanın bazen […]