Köşe Yazıları

Kurban Öyle Bir Rahmet Olur ki

Sahra altı Afrika‘nın bir çok ülkesinde olduğu gibi Çad‘ın başkenti N’djamena merkezinden 2 km çıkılınca yolu olmayan, suyu olmayan ve elektriği olmayan mahalleler karşılar sizi. Afrika gerçeği, başkentlerin başkanlık saraylarından birkaç sokak ileride başlar.

Kurban Bağışı Yapmak İçin Tıklayınız

Türkiye’den hayırseverlerin gönderdiği kurbanları ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için 2017’de Çad’ın güney doğusuna doğru yola koyulduk. Bölgenin en kurak ve en sıcak dönemlerinden biri yaşanıyordu. Yolda ilerlerken termometremiz, sıcaklığın 48 derece olduğunu gösteriyordu. Tozlu yollar da giderken tek tük ağaçlara ve at arabalarının izlerine bakarak ilerledik. Sıcak o kadar etkiliydi ki ufuk dahi bulanık gözüküyordu.

Bayram namazının ardından çıkılan 4,5 saatlik zorlu yolculuğun ardından Linia Eyaleti’nin Baride Köyü‘ne vardık. Köylü çocuklar kamıştan evlerin arasından koşarak gelip etrafımızı sardılar, Merhaban Ehlen ve Sehlen sesleri arasında karşılandık.

 

Köyde bulunan tek gölgeliğe toplanan köylülere Türkiye’den kardeşlerinin selamını getirdiğimizi bu kurbanlıkları da hediye gönderdiklerini, dua ettiklerini ve dua beklediklerini anlattık. Anlatırken hem biz hem de onlar göz yaşlarımıza hakim olmamız mümkün olmadı. Hiç görmedikleri hayal bile edemeyecekleri uzaklıktan kardeşlerinden kurban hediyeleri gelmişti.

Kurbanları köylülerin yardımıyla kesip ailelere teslim ettik. Bu sırada gök gürültüsüne benzer sesler duyuluyordu

Dönüş saati geldiğinde köylülerden müsaade isteyerek yola koyulacaktık fakat öyle bir yağmur başladı ki  adeta her taraf göl oldu. Tam 4 aydır kurumuş olan su kuyuları dahi doldu taştı.  

Şaşkınlığını ve memnuniyetini gizleyemeyen Köy muhtarı İbrahim, 65 Yaşında olduğunu bu mevsimde yağmur yağdığını ilk defa gördüğünü anlatıyordu.  Köylülerin kurban sevincine bir de rahmet olup yağan yağmur sevinci eklendi ve geriye tarifi mümkün olmayan duygular kaldı. 

 

 Giderken sıcaktan adeta yanmış kurak topraklar, yerini aylardır yağmayan rahmet yağmuruyla; çamurlu yollara bırakmıştı.

Kurban Bağışı Yapmak İçin Tıklayınız

Kurban, öyle bir Rahmet ve bereket olur ki mevsimler değişir, umutlar yeşerir Afrika’da…

 

Afrika’nın Keşfedilmeyi Bekleyen, Adil Paylaşım Kültürü

Küreselleşen ve çıkarların her geçen gün hâkim olduğu yeni Dünya koşullarında adil bir refah seviyesinin artışı nasıl mümkün olabilir. Hali hazırda öngörülen iktisat teorilerine göre bireylerin, kendi çıkarlarının peşinden gitmeleri ile refahın artacağıdır. Dolayısıyla Dünya’nın refahı için gerekli mekanizma bireysel çıkardır.

Tarihin önemli hukukçu ve tarihçisi İbn Battuta Afrika’nın doğu sahilini 14. Yüzyılda Bugün Dünya’nın en sorunlu bölgelerinden sayılan Mogadişu’yu ziyaret eder.  Pazar yerinde tüccarların gemileri limana geldiğinde demir atıyorlar ve botlarla karaya yanaşabiliyorlar. Yerli halk, onları karşılıyor ve “Siz benim misafirimsiniz, ben de sizin aracınızım”. Tüccarlar, ancak yerli aracılar sayesinde ticaret yapabiliyor, bu yol dışında direkt aracısız ticaret yapmaya kalkışırlarsa mahkemeye çıkmak zorunda kalıp ticaretleri engelleniyor. Bu sistem sayesinde herkesin gelirinin arttığını keşfetti.

Airbnb ve Uber gibi paylaşım ekonomilerinin yeni arayışlarla büyümekte olduğu dikkate alınırsa bundan 800 yüzyıl önce Afrika’da farklı ve paylaşımcı bir sistemin var olduğu görülür. Bu demek oluyor ki çok da hayal olmayan bir gerçeklik ile büyük bölümü madunlardan oluşan Afrika’nın geleneksel paylaşım kültürü günümüz dünyası için yeni bir çözüm dinamiği getirebilir.

Karşılıklı faydaya dayalı ekonomi hâlen var ve bunun örneklerine tahmin etmediğiniz yerlerde rastlayabilirsiniz. Mesela Lagos, Alaba Uluslararası Pazarı. Burası Orta Afrika’daki en büyük elektronik pazar. 10.000 civarında tüccar her yıl 5 milyar dolarlık ticaret  gerçekleştiriyorlar.  Esnaflar, herkesin bireysel olarak büyük bir rekabetin içinde olduklarını söylüyor. İlginç olan gerçek, pazarın büyümesini sağlayan önemli bir paylaşım kültürü var.

Geleneksel yöntemde patronlar çırakları yetiştirdikten sonra onlara 2-3 yıllık kira yardımı ve ticarete başlayabilecekleri kadar sermaye sunuyorlar.  Bu yerel bir şekilde oluşturulan bir girişim sermayesi ya da melek yatırımcı sistemi örneği. Alaba Uluslararası Pazarı’ndaki bu Igbo çıraklık sistemi dünyada adı konulmamış en gelişmiş ve büyük kuluçka platformu.

Sahra Altı Afrika’nın Her gecekondu bölgesinde atlıkarınca misali dönen böyle pek çok paylaşım ekonomisi var. Farklı kültürlerde başka isimlerle anılıyorlar. Senegal, Mali veya Kenya’da örnekleri görülebilir. Bu bir çeşit nakit oluşturma yöntemi. Bir kaba haftada bir insanlar para bırakıyor. En sonunda grubun bir üyesi parayı alıp işini kurabiliyor.

Afrika’nın geleneksel paylaşım kültüründe “acequias” diye bir sözcük var. Bu İspanyolca bir sözcük aslında Kuzey Afrika Arapçası’ndan geliyor; “saqiya” su değirmeni demek. Su kıtlığının normal yaşamın parçası olduğu Sahra Altı Afrika’da suyun ortaklaşa köye taşındığı, ilk gelen veya güçlüye değil en çok ihtiyacı olan tarafından kullanıldığı eşsiz bir paylaşım modeli. Afrika’dan İspanya’ya ulaşan sistemin örneklerini Birleşik Devletler’de de görmek mümkün. “Acequias” yöntemi ile insanlar, nadir su kaynaklarını yüzyıllar boyunca yönetebiliyorlar.

Dolayısıyla bu fikir biraz daha ileri götürülürse, Toplumsal ortaklıkla yönetilebilecek şeyler mümkün; kısıtlı maddi kaynaklar, nakit para ve kıt kaynaklar. Bana öyle geliyor ki aslında iki tür kapitalizm var. “Tepenin en üstü” dediğim kapitalizme sahibiz. Bu konuda gerçekten çok ilginç istatistikler var. Nijerya nüfusunun binde üçü; ülkenin gayri safi yurt içi hasılasının dörtte birine denk gelecek refahı kontrol ediyor. Ülke nüfusunun on binde biri; ülkenin gayri safi yurt içi hasılasının yüzde 75’ine denk gelecek refahı kontrol ediyor. Bu; “tepenin en üstü” denilen kapitalizm. Geriye kalan herkes ise bu adamla beraber, aile oyunları ve vücut geliştirme cihazlarını Lagos’ta bir otobanda yavaş trafikte satmaya çalışır

Afrika’nın geleneksel paylaşım modelleri oracıkta durmaktadır. Bu modeller duyurulmalı, kullanılmalı ve yaygınlaştırılmalıdır. Eğer bunlar duyurulup yayılabilirse, herkese altyapı ulaştırılabilir ve toplulukların kendi gelişimlerini garanti altına almalarını sağlanabilir.

Dünyanın büyük bölümü sosyoekonomik sorunlar ile uğraşırken Afrika her şeyi daha farklı yapabilir ve dünyaya insanlığı yeniden getirebilir. Afrika insanının kültürel zenginlikleri önemsenmeli ve tarihsel yönetim biçimleri incelenmelidir. Belki de gelecek yüzyıl Afrika yüzyılı olurken kültürel birikimlerini Dünya’nın geri kalanıyla paylaşacak bir Afrika, liderlik rolünü üstlenebilir.

Robert Neuwirth

Liberya’da Güzel Bir Gelecek

Batı Afrika ülkesi olan Liberya, 4.5 milyona yakın nüfusa, 111.369 km2’lik bir yüz ölçümüne sahiptir. Kuzeyinde Sierra Leone ve Gine, doğusuna Fildişi Sahilleri, güney ve batısında ise Atlas Okyanusu ile çevrilidir.

Liberya 16. yüzyılda ilk Portekizliler tarafından keşfedilmiştir. Modern tarihi ise 1821 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nden azad edilen köle yüklü bir geminin, Monrovia’ya gelmesiyle başladı.

Ülke nüfusunun %95’ini yerel kabile halkı, %5’ini ise Amerika’dan gelen bu kölelerin torunları oluşturmaktadır. Ülkedeki çoğu siyasi ve sosyal başkanlıklar, bu Amerikan-Liberyalıların elinde bulunmaktadır.

%20’si müslüman olan bu ülkedeki faaliyetlerimiz 2012 yılında başladı. Şu an bir yetimhanede 32 çocuğa eğitim ve sosyal destek veriliyor. Başkent Monrovia‘da bulunan bu yetimhanemiz, temizlik ve eğitim sistemi olarak Liberya’nın örnek yetimhanesi olarak gösterildi.

Diversity Farklılık Derneği olarak, tüm Afrika kıtasında hızla artan faaliyetlerimizin yanında, Liberya ülkesindeki projelerimizin sayısını da arttırmaktayız. Sosyal ve sürdürülebilir projelerimiz ile her geçen gün daha fazla ihtiyaç sahibi insana ulaşmayı hedeflemekteyiz.

Bir Başkadır Afrika’da Ramazan

Bir sofra düşünün tek bir tabak, tek çeşit, yağsız, tuzsuz, belki aylardır aynı yemek ve bu yemeği kardeşçe paylaşan Afrika insanı.

Bir Anne düşünün odun ateşinde pişirdiği tek çeşit yemekle tüm Ramazan-ı Şerifi geçiriyor. Bir çocuk düşünün sadece su içerek sahur yapıyor ve 45 dereceyi bulan sıcakta bile orucunu tutmaya gayret ediyor. Ve bir baba düşünün ekmek parası için oruçlu bir şekilde 20 km günlük yürümek zorunda.

Bu şartlarda insanların gönlünde bir başkalık vardır. Ramazan-ı Şerifler, Afrika’da çok başka yaşanır. Recep Ayı’ndan itibaren Ramazan-ı Şerif hazırlıkları başlar. Kandil geceleri ise apayrı yaşanır, 7’den 70’e sabahlara kadar ibadetle geçiren Afrikalı müslümanlar, Hz Allah’a hamd ve tövbe ederek sabahlarlar.

Afrika’da insanların yapabildiği en kolay şey hallerine şükretmektir. Ramazan-ı Şerif ayında iftar yapacak bir tencere kaynıyorsa o evde huzur vardır. Yemeklerinde et yoktur, salça yoktur, salataları ve çeşit çeşit tatlı ve içecekleri yoktur ama muhabbetleri ve şükürleri vardır.

Ramazan-ı Şerif’te Afrika’da muhabbet vardır. Afrika’da Ramazan-ı Şerif başkadır.

Bir de kardeş selamı vardır Afrika’da. Ramazan-ı Şerif Ayı başlarken her gün at arabasından başka araç geçmeyen toprak yoldan bir araba gelir içinden tebessüm eden kardeşleri inerler. Selam verirler elleri dolu dolu gelirler. Köyün bayramı Ramazan-ı Şerif gelmiştir. Türkiye’den Müslüman kardeşlerinizin selamını getirdik. Sizlere hediyeler gönderdiler deyip kumanyaları hediye ederler büyük bir tevazu ile.

Bu gün islam kardeşliğinin yaşandığı gündür Afrikalı için. Köyün ihtiyarları bugünleri gördükleri için Rablerine şükrederler. Artık belki de Ramazan-ı Şerif boyu iftarlarını biraz daha rahat yapacaklardır. Zira bir sonraki gün için erzakları vardır.

Her Ramazan-ı Şerif bir başkadır Afrika’da ama yolu dahi olmayan uzak köylerdeki müslümanları unutmayan samimi kardeşleri de vardır. Her Ramazan-ı Şerif dualar yükselirken hamd ile bu dualardan nasiplenen binlerce isimsiz hayırsever vardır.

6

 

Afrika’ya bir iftar sofrası siz de göndermek ister misiniz ?

AFRİKA’DA İFTAR

Sahra Altı Afrika’da Eğitimin Adı “LÖH”

Tarihin önemli ilim adamlarına sahiplik yapmış Afrika’da en kıymetli uğraşıların başında eğitim gelir. En zor şartlar altında dahi derme  çatma binalarda eğitim uğraşısı devam eder.

Afrika’nın birçok ülkesinde ebeveynler için çocuklarının eğitiminde hafızlığın önemli bir yeri vardır. Kuran-ı Kerim’in öğrenilmesi ve hafız olunması ise şartlardan dolayı çocukların yıllarına mal olmaktadır.

img-20161022-wa0012

Sahra Altı Afrika’da kırsal kesimlerde yer alan ve toplam nüfusun %70’ini oluşturan kesimin bulunduğu bölgelerde eğitim yerel ve iptidai yerlerde yapılabilmektedir.

img-20161023-wa0006

Afrika’da eğitim yerel şartlara göre şekillenmiş haldedir. Çocukların okullarının çoğu açık arazidir. Dersleri, yerde ve yalın ayak yapılır. Geceleri köy meydanına yakılan ateşin etrafı, gündüzleri de bulabildikleri bir gölgeliktir, sınıfları.

Löh Afrikalı Çocukların Tabletidir

Kalemleri, ağaçlardan temin edilen çubuklardır. Odun kömürünün suyu ise mürekkepleridir. Odun kömürü ve su karışımından elde edilen mürekkeple tane tane, harf harf nakşedilir. Ancak yazacakları bir kâğıtları dâhi yoktur. LÖH, bazı yerlerde de luh, Afrika’da hafızların tableti, talebelerin defteri, hocaların en büyük ders aracıdır. Löh, Afrika’da ilmin tarihine şahitlik etmiş tahtadan elde edilen bir levhadır.

 

img-20161022-wa0011

Yıllar süren Hafızlık

Her çocuğun bir löhü vardır ve tüm eğitimi onun üzerine yazılır. Bir sayfa yazılır çalışılır, silgileri olan kuyu suyu ile silinir, sonra bir sayfa bir sayfa daha. Bu şekilde yıllar süren eğitimlerini alarak Hafız ve Hafize olur Afrika’nın masum çocukları.

Afrika’da ilim yolculuğunda olan çocukların tümü eğitimlerine löh ile başlayıp, eğitimlerini löh ile bitirirler.

 

img-20161022-wa0010nnimg-20161022-wa0022

Tarihin şahitlik ettiği ise tüm bu şartlara rağmen Müslüman çocuklarının birçoğunun bu meşakkatli yolda durmadan ilerlemeleri ve buna duyarsız kalan diğer dünya insanının halidir.

Derneğimiz yıllardan beri ihtiyaç sahibi çocukların iyi şartlarda eğitimi için çalışmaktadır. Bu yolda bizlere destek olan hayırseverlere teşekkür ederiz. 

Afrika’nın Yarınlarını Birlikte İnşâ Edelim

Afrika’da imkansızlıklar sebebiyle alt yapının mümkün olamadığı bir çok bölgede, yerleşik düzen geleneksel kabile kültürünce şekillendirilmeye devam ediyor. Afrika insanı bir yandan gelişmiş dünyanın dayattığı düzeni benimsemek zorunda bırakılırken, diğer yandan insan odaklı bir geleceğin beklentisi içinde yer alıyor.

Sahra Altı Afrika’nın kırsal kesimlerinde insanlar, hayatlarını iptidai koşullarda devam ettirirken, çalılardan oluşan medreseler ile kendi eğitim sistemlerini sürdürüyorlar. Yabancı eğitim kurumlarına nisbeten oldukça zayıf şartlarda idame ettirilen bu sistemde maalesef; özgüveni yüksek, umutlu ve gayretli bir nesil ihtiyacına cevap vermekten uzak kalınıyor.

Diversity Farklılık Derneği olarak, Afrika insanının beklentisine cevap vermek amacıyla insanlığın geleceğinin inşa edileceği, kalıcı eğitim müesseseleri hayata geçiriyoruz. 2016 yılı itibariyle, yüzlerce öğrenciye eğitim fırsatı sunacak Mali, Gine, Nijer, Sierra Leone Eğitim Külliyesi projelerimiz tamamlanarak açılışı yapıldı.

Projelerimizi oluştururken gelecekte de işleyecek ve kendini yenileyerek geliştirecek bir sistemle ilerliyoruz. Hayır sahiplerinin de ümidi olarak, yaşayan bir kurum olması için her ayrıntıya dikkat ediyoruz.

Medeniyetlere kapı aralasın diye Afrika kıtasında örnek olacak eserler inşa ediyoruz. Afrika’da, şartların getirdiği sonuçları değiştirecek; sosyal alanları, planlı eğitim birimleri olan; hijyenik koşullar dikkate alınarak ülkenin, bölgenin coğrafi ve iklimsel şartlarına uygun eserler yükseliyor.

Yeşil Dünya Projesi

Diversity Farklılık Derneği olarak Afrika’nın en ücra köşelerine kadar ulaştırmaya çalıştığımız tebessümü, kardeşliği ve paylaşma duygusunu bir adım daha öteye taşıyoruz.

Sürdürülebilir projelerimizi, hayırseverlerin desteğiyle 15 yıllık tecrübemiz doğrultusunda yenilenebilir enerji kaynaklarının kurulması, takibi ve yönetilmesini sağlayacak Yeşil Dünya Projesiyle zenginleştirdik.

Sürdürülebilir Enerji ile Dünya’yı daha yaşanabilir kılmak için Yeşil Dünya Projesi

Isıdan Fazlası için Güneş

Sahra Altı Afrika’nın güneş görme oranı yılda 330 günü bulmaktadır. Bu potansiyeli tespit eden temsilcilerimiz ile çalışmalar başlamıştır. Projemiz kapsamında güneş potansiyeli yüksek bölgelerde ihtiyaç sahipleri için güneş enerji sistemleri kurularak başta eğitim kuruluşlarının şartlarını iyileştirip daha sonra da insanların ihtiyaçlarına cevap verilecektir.

 Hayra Doğru Esen Rüzgar

Olduğu bölgelerde insan yaşamını zorlaştıran rüzgar kum fırtınalarına dönüşüp günlerce ulaşımı imkansız kılabilmektedir. Fakat iyi planlanan rüzgar enerjisini elektriğe dönüştürecek santraller ile Afrika’nın kum savuran rüzgarları yeşil enerjiye imkan sağlayarak milyonlarca ihtiyaç sahibinin enerji ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele sahiptirler.

Sağlıklı ve Modern Tarım ile Mutlu Çocuklar

Afrika’nın işlenmeye müsait tarım alanları kullanılabilirse tüm 1 milyar insanın ihtiyacını karşılayabilir. Hazırlayacağımız projeler ile tarım yapılabilecek alanlarda hem tarımsal yöntemler ile alakalı insanlara eğitimler verilecek hem de yetim hanelerimizin ihtiyaçları karşılanacaktır. Uygulama merkezli eğitim metotlarımız ile modern tarım mühendisleri yetişecek Afrika’nın kalkınmasına destek olacaklar.

Dalga Dalga Yayılan Enerji

Atlas, Hint Okyanusuna ve Akdeniz’e kıyıları bulunan Afrika’da 35 ülke’nin deniz ve okyanusa kıyısı vardır. Bu ülkelerin birçoğunun enerji ihtiyacını karşılayabilecek bir yöntem var: Dalagalardan enerji üretmek. Belirlenen pilot ülkelerde kurulacak olan platformlar ile en büyük ihtiyaçlardan biri olan elektriği insanlara bedelsiz olarak ulaştırılmış olacak.

 

İnsanlık için kalıcı eserler projemiz ile inşa edilen sağlıklı ve modern binalar aynı zamanda kendi enerjisini üretmeye başlayacak. Bu sayede sadece imkanın olduğu yerlere değil en fazla ihtiyacın olduğu yerlere de modern eğitim binaları inşa edilmiş, güzel bir gelecek için çocukların yetişmesine de imkan sağlanmış olacak.

 

Afrika’da Sünnet, Bir Devrin Sonu

Sünnet, Afrika’da vahşet, eziyet ve sakıncalı bir fiil olarak lanse edilmektedir. Bunun yanında imkânı olmayan ama bulaşıcı ve kronik hastalıklardan uzak durmak isteyen Afrika insanı, yerel tekniklerle dâhi olsa sünnet olmaya çalışmaktadır. Afrika’da sünnet insan yaşamında zannedildiğinden daha fazla önem arzetmektedir. Afrika’da sünnet olmak birçok bölgede Müslüman olmanın göstergesidir.

Diversity Farklılık Derneği, Afrika insanının bu halisane çabasını görmezden gelip eleştirmek yerine Bir Nefes Sıhhat Sağlık Projesi kapsamında sağlıklı sünnet organizasyonları düzenlenmeye başlanmıştır. 2016 yılı itibariyle 4 ülkede 5000 çocuğun sağlıklı sünnet edilmesi hedefine doğru ilerlenmektedir. Her gidilen ülkede modern tekniklerle sünnet, hem çocuklar için keyifli bir şenlik hem de aileleri için maliyetsiz bir kolaylığa dönüşmeye başladı. Aynı zamanda gönüllü sağlık ekiplerimiz gidilen ülkelerdeki sağlık mensuplarına eğitimler vererek sünnetin yeni metotlarına dair farkındalık oluşturuyorlar.
IMG_40911.jpg

Her Afrika ülkesinde yapılan bir sünnet organizasyonu çocukların geleceklerine hidayet ve sağlıklı bir adım olarak yansımaktadır. Hayırseverlerin destekleriyle gün gelecek sünnet olan çocuklar bu iyiliğe vesile olanları hayırla yad edeceklerdir. Afrika’da sünnet güzel bir geleceğin temellerini oluşturmaktadır.

 

img_4467
Gelecek, Afrika için aydınlığa dönüşürken artık geleneksel sünnet için bir devrin sonununa işaret etmektedir. Artık Afrika’da karamsar  sözcükler ve tablolar yerini sağlıklı ve bol tebessümlü sünnet şölenlerine bırakmaktadır.

Afrika’nın Geleceği

Afrika, zengin tarihine karşılık 16. yüzyıldan itibaren medenilerin mefaatleri için  köle, kan ve katliamlarla anılagelmiş bir kıta. Ya da fakirlik, yoksulluk ve sefalet görüntüleriyle karşımıza çıkan bir coğrafya. Ancak artık Afrika’da bir şeyler değişmeye başladı. Şimdi harekete geçme sırası Afrika’da, sırasını hiç de paylaşacağa benzemiyor.

2000 yılından itibaren Afrika’da bir hareketlenme söz konusu, kıta’da gittikçe ivme kazanan bir ilerleme var. Kişi başına gelir 2000 yılından beri ikiye katlandı ve bu yükseliş herkesi etkiliyor. Ortalama yaşam süresi son 10 yılda her 3 yıl için 1 yıl arttı. Bu, bugün doğan Afrikalı bir çocuk 3 gün önce doğan bir çocuğa göre 1 gün daha fazla yaşam süresine sahip olması demektir.

Bulaşıcı hastalıklar da gerileme sürecine girmiş durumda. 2000 yılından beri AIDS’e yakalananların sayısı yılda 600.000 kişi azaldı. Dünya Bankası’nın verilerine göre, sıtmadan kaynaklanan ölümlerin de %27 azalmasıyla sıtmaya karşı başarılı bir mücadele var.

Son 2 asırda nüfus artışlarının hızlandığı Dünya’da Afrika’nın nüfusu hiç bir zaman doğru bir nüfus sayımı ile ölçülemedi. Dolayısıyla potansiyel nüfusun ve nüfus artış hızının ne düzeyde olunduğuna dair kesin bir bilgi yok. Fakat genç nüfusun ve yatırım olanaklarının eşsiz bir durumda olduğu herkes tarafından kabul edilen bir gerçek.

Diğer yandan gelişmiş Batı ülkelerinin ekonomik doygunlukları sebebiyle büyüme hızlarının düşmesi işsizliğin ve borçlarının artması Afrika’nın önünü açmaktadır.

Sonuç olarak her ne kadar önemsenmese de Afrika’da devletin finansmanı ve özel sektör borçları çok iyi bir durumda. Küresel şirketlerin birçoğu da Afrika ile ilgili yatırım planlarını hazırladılar. Afrika’ya son 5 yılda yapılan doğrudan yatırımların büyük çoğunluğu Batılı ülkeler ve Çin’den yapıldı. Yatırımların geneli enerji sektöründe yapılıyor. Küresel enerji ihtiyacı göz önüne alındığında gelecekte Afrika’nın ne denli stratejik bir konumda olacağı tahmin edilebilir.

Hali hazırda Afrika’da günlük 10 milyon varil petrol üretiliyor. Bu, Dünya’nın en büyük üreticileri Suudi Arabistan veya Rusya’nın ürettiği miktarla aynı. Ayrıca telekom ve alışveriş merkezlerine de yatırım yapılıyor. Artık Afrika’nın köylerinde dahi mobil telefon ve internet bulmak mümkün. birkaç yıl önce hayal dahi edilemeyen bu durum Afrika’nın geleceği için oldukça umut verici.

Eski bir Afrika atasözü der ki: ”Ormanı orman yapan genç ağaçlardır.” Demografik durum ise asıl farkı gözler önüne seriyor. İş gücü olarak en fazla nüfusa sahip Çin, Bangladeş, Hindistan’daki 15-24 yaş arası nüfus, önümüzdeki 10 yılda %25 civarında düşecek. Fakat şu anki tahminlere bakılırsa Afrika’nın genç nüfusu 2050 yılına kadar artmaya devam edecek. Bu da şirketlerin yatırımları için oldukça cazip bir oran.

70’li yıllarda Sahra Altı Afrika’da çocukların sadece %9’u ilkokula gidebiliyordu. Yatırım için ara eleman ihtiyacı olarak temel eğitime ihtiyaç var. Bu sebeple aynı dönemlerde tekstil yatırımları için Türkiye ve Meksika gibi ülkeler seçildi. Bugün, Sahra Altı Afrika Türkiye ve Meksika’nın 1975’te oldukları seviyede. Dolayısıyla potansiyel yatırımlar, insanları kırsal fakirlikten çıkarıp sanayileşme ve gelişme istikametine ilerlemesini sağlayacaktır.

Afrika genelinde 2000 yılından beri iç savaşların azaldığını 2010 sonrasında da bitme noktasına geldiğini görülüyor. Güney Sudan’da devam eden sorunun henüz ne zaman çözüme kavuşacağı belirsiz. Nijerya, Kamerun ve Çad’a zarar veren terör örgütleri hala faal olmasına rağmen  Çad başta olmak üzere, Gine Cumhuriyeti ve Ruanda gibi ülkelerde artık iç savaş yerine yatırımlar konuşuluyor. Otokratik yönetimler ve darbeler gün geçtikçe azalıyor. Darbe ile değişen hükümetlerde son 10 yılda bir önceki 10 yıla göre %70 oranında azalma söz konusu. Artık politikacılar insanların isteklerine kulak vermeye başlıyor. Her zaman başarılı olamayabilirler, fakat deniyorlar. Tüm bu veriler Afrika’da olumlu ve temiz bir döngünün başladığına işaret ediyor.

Yolsuzluk ise Afrika’nın tamamına yakınında, tüm fakir ülkelerde olduğu gibi büyük bir sorun. Fakat bu yatırımlara engel değil. Yatırımlar arttıkça orta sınıf oluşmaya başlıyor ve yolsuzluklar da azalıyor.

Bundan sonra ne olacağı konusunda iyimser olmak için oldukça sebep var. 2000 yılında Ekonomist dergisinin kapağında Umutsuz Kıta başlığını kullanıldı ve yapılan şey ise Afrika’nın son 10 yılda %2 olan büyümesine bakıp önümüzdeki 10 yıl içinde neler olacağını sormaktı. Dolayısıyla yine büyümenin %2 olacağı varsayıldı ve umutsuz bir hikaye anlatılmıştı. Çünkü nüfus artışı %2,5 idi.

1990’larda Afrika’daki insanlar daha da fakirleşmişti. 2012’de ise Ekonomist dergisinin yeni bir kapağı vardı; yeni kapak, Afrika’nın yükseldiğini, çünkü son 10 yıldaki tahmin edilen nüfus artışının yaklaşık %5,5 civarında olduğunu gösteriyordu. Bu sonraki 10 yılın aynı kalacağı anlamına gelmiyor artış hızı bir önceki 10 yıl kadar artsa dahi ki daha fazlası bekleniyor 10 yıl sonra Afrika’da %10 civarında nüfus artışı olacaktır.

Daha da önemlisi Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2025 yılında Dünya’nın geri kalanında 60 yaş üstü nüfus %10 ila %30 arasında ve daha yüksek olacakken Afrika’da bu oran %10’un altında kalmaya devam edecektir. Genç nüfusu ile Afrika, geleceğin üretim merkezi konumundadır.

 

Önümüzdeki 30-40 yıl bazı gerçekçi öngörülere göre Afrika bugünkü ekonomiden 2050’de 29 katına ulaşacak bir ekonomiye yol alacak. Bu, şuan ki rezervler göz önüne alındığında Avrupa ve Amerika’nın toplamından daha fazladır. Ortalama yaşam süresi 13 yıl artacak. Nüfus ikiye katlanarak 1,3 milyardan 2,6 milyara ulaşacak yani hane geliri önümüzdeki 35 yıl içinde 7 katına yükselecek. İşin enteresan tarafı bunu Afrika’da, Nairobi, Lagos veya Accra’da yeni yetişen nesillere söylediğinizde, bir soruyla karşılaşabilirsiniz: ‘Neden bu kadar kötümsersiniz?’

Afrika’nın 21.yy başına bakıp gelişme olmayacağını varsaymak  belki de Afrika daha önce de yapılan büyük bir hata olabilir. Eğitimli bir nesil yetişmeye devam ederse gelişen teknoloji ve iletişim alanındaki gelişmeler Afrika’nın daha da hızlı büyümesine yardım edecektir. Burada herkese görevler düşmektedir.

Afrika’nın boynu bükük hüzünlü halini tekrarlamak yerine Afrika’nın geleceğinde yer alarak yardımcı olmak daha güzel bir duruş olabilir.  Afrika’ya yatırım yapılabilir. Afrika’ya insanlarının geri götürebilecekleri beceriler kazandırılmalıdır; balık tutmayı değil balık tutmanın nasıl öğretileceği öğretilmelidir. Bu şekilde 21. yüzyılın Afrika’nın yüzyılı olmasını seyretmek yerine bundan nasiplenilebilir.

 

Charles Robertson, Ted Conference, Ekim 2013

World Healt Organisation, Afrika Raporu, 2014

Rayna Breuer, Yatırımın Yeni Adresi Afrika, DeutschWelle, 2014

Tebessüm Eden Afrika

Afrika’da mutluluk paylaşılabilen bir duygudur. İnsanların, meta olarak sahip oldukları hiçbir şey olmamasına rağmen, paylaştıkları çok değerli bir meziyetleri var: Tebessüm etmek.

Afrika’da iletişim araçları tarafından, kuraklık, salgın hastalıklar ya da elim iç savaşlar altında ezilen insanlar gibi yerel halkların belli problemleri sebebiyle yardıma muhtaç halde oldukları yansıtılmaktadır. Ancak buna rağmen medya, bizlere bütün gerçeği anlatmamaktadır. Çünkü çaresizlik, iç savaş, açlık ve kıtlık, Afrika gerçeğinin parçası olmalarına rağmen; gerçeklik, sadece bunlardan ibaret değildir.

Afrika’da tebessüm eden ve her ne olursa olsun tüm imkansızlıklara rağmen insanlara yaşama sevinçlerini kaybettirmeyen geleneksel bir yaşama kültürü vardır. Geleneksel olarak tüketim ekonomisinin ulaşamadığı bölgelerdeki Afrika insanının en büyük zenginliği paylaşmak ve tebessüm etmektir.

Uzak bir köye gittiğinizde kamıştan tek odalı bir evi ziyaret etseniz, muhakkak tebessüm ile karşılanırsınız. Hemen ibtidai bir kuyudan belki kilometrelerce uzaktan getirilen sarı bir suyla ağırlanırsınız. Zaten büyük ihtimalle de ikram edecekleri başka bir şeyleri yoktur.

Hal hatır sorduğunuzda ortak bir cevap duyarsınız köy halkından: ‘Elhamdülillah’ diye. Sözün bittiği yerdir. Size göre elektriği olmayan, suyu olmayan, yolu olmayan ve ikram edeceği bir şeyi dahi olmayan insanlar Elhamdülillah diyebilme nimetine sahipler. Belki de Dünya’da verilmiş en değerli nimete…

BİR ÖMRÜM VAR O DA SİZİN OLSUN; Afrika’da bir Kurban Hatırası

UZAKLARDAN GELDİNİZ, ŞU BAYRAM GÜNÜNDE BİZLERİ UNUTMADINIZ. SİZE EN KIYMETLİ ŞEYİMİ HEDİYE ETMEK İSTERİM

2016 yılı kurban bayramı organizasyonlarından biri de Afrika’nın Gana Ülkesi’nde gerçekleştirildi.

 

Gana’nın kuzey bölgesinde Tamale Şehrinden sonra toprak ve zor yollar karşıladı bizi. Kurbanlıkları yüklediğimiz kamyon birkaç defa arıza yapmasına rağmen vazgeçemezdik, devam ettik. Kurban emanetlerini Diversity Farklılık Derneğimizin aylar öncesinden belirlediği Katani Bölgesi’ndeki köylere ulaştıracaktık.

Nihayet köylülerin şaşkın bakışları arasında Dagago Köyü’ne vardık. Beyaz olmamız ilk önce onları ürküttü fakat selam verdikten sonra rahatladıklarını hissettirdiler. Köyün reisi Muhammed orta yaşın üstünde beyaz ve yamalı bir kaftan giymiş halde yanımıza yaklaştı.

Tercümanımız vasıtasıyla Türkiye’den geldiğimizi ve kurbanlık getirdiğimizi, Türkiye’den kardeşlerinin selamları olduğunu, araçtaki kurbanlıkları da hediye olarak gönderdiklerini söyledik. Saygı ifadesi olarak iki elini birleştirip selamımızı aldı ve bizi evinin önündeki gölgeliğe götürdü. Sapsarı bir kuyu suyu ikram ettiler muhtemelen ellerinde ikram edecekleri başka bir şeyleri yoktu.

Kısa zamanda kurbanları kesip köylülerin muhteşem organizasyonu ile ailelere teslim ettik. İnsanların tebessümleri gözlerindeki mutluluk ifadesini tarif etmek mümkün değildi.

Yolumuzun uzun olduğunu belirtip Köyün reisi Muhammed’den müsaade istedik. Muhammed’in gözlerinden akan yaşları fark etmemek elde değildi. Bize dönüp şöyle dedi:

” Uzaklardan geldiniz, şu bayram gününde bizleri unutmadınız. Size en kıymetli şeyimi hediye etmek isterim fakat şu kalan ömrümden daha kıymetli bir şeyim yok. Hz Allah kalan ömrümü size versin, Allah bu kurbanları gönderenlerden razı olsun…”

NİÇİN KURBAN ?

ETİN TADI DEĞİLDİR ASLINDA TAM MANASIYLA ÖZLENEN; GÖRMEDİKLERİ, KARDEŞ BİLDİKLERİ HAYIRSEVERLERİN AHDE VEFASI’DIR ONLARI SEVİNDİREN.

Afrika’da kurban sadece gıda ihtiyacına yönelik değildir. Bilinen sebeplerden ötürü yaşanan sıkıntılar sebebiyle asıl Rahmet ve Berekete vesile olduğu için önemlidir. Afrika’da kurban hidayet vesilesidir, kardeşliğin en güzide ifadesidir. Kaza belaların, iç savaşların ve çaresizliğin önüne geçirilen sağlam bir settir.

Her kurban kesiminden sonra kuraklığa bir darbe vurulur Afrika’da. Bulutlar bir araya geliverir ve toprak suya kavuşur hayat bulur. Her Kurban Bayramı‘ndan sonra hanelerde çocukların mutluluk sesleri duyulur; elektriği suyu olmayan uzak köylerin.  Her kurbandan sonra bir başka bereket olur; umutlu bekleyişler kardeşlerinin selamıyla gelen kurban hediyeleriyle karşılık bulur Afrika’da.

Etin tadı değildir aslında tam manasıyla özlenen görmedikleri kardeş bildikleri hayırseverlerin ahde vefasıdır onların hasretliklerini gideren. En zor zamanlarda Sahabe-i Kirâma kucak açıp koruyup gözeten, Hz Ömer’in selamıyla Mısır’ı teslim eden, savaşmadan İslam’a giren hatta Güney Amerika’ya, Kuzey Amerika’ya İslam’ı ulaştıran Afrika insanına 1400 yıllık vefa borcumuz var.

Kuzeyden, Güney’e tüm Afrika’da kesilen kurbanlar bölgenin yeniden inşası ve ihyası için temel oluşturuyor. Masum yüreklerin, samimi bakışların ve mutluluğun hayat bulduğu Afrika’da, kurbanını göndererek birçok tecelliyattan nasiplenen hayırseverlere ne mutlu. Asıl olan ihtiyaç sahiplerini vesile kılarak hayır sahiplerinin Allah’a yaklaşmasıdır. Yani kurban, rahmet ve berekete vesile olurken Afrikalı ihtiyaç sahiplerine ne kadar muhtaç olunduğunun da işaretidir.

Contact Person WhatsApp'tan Sor